Yağmurun Dostu
İhsan Fetahiyan’ın asıldığı gece
Sine’den geldim, yeşil yapraklar üzerinden bir yurda çekildim
Bir körüm ben, gözlerimi gök bağladı, bana ne annemin mendillerinden
Gözlerim günahkardır, kara ateşler yanar, dallarımı günahkar elmalar kapladı
Buz gibi soğuk akıyor terim,
düşlerim, gözlerimi açtığım zaman bir mezar yeri
Yerimi biliyorum, bir süsüm alnınızda, sallandıkça başınızı yarıyorum
Kırk yaşındayım, zamanın bana verdiği bütün damarları kestim
Ayak seslerim ruhumun nereye gideceğine karar veriyor
Bir sirk kurmuşsunuz, ben de hokkabazınızım,
Biliyorum yüzünüzde bir gözyaşı kadar yerim yok
Bütün ailem kanserden öldü, bana gülüyorsunuz,
gülümseyişiniz bir mumya taslağı
Beni gördüğünüz zaman kusuyor musun yoksa dua mı ediyorsunuz, bilmiyorum
Gözleriniz bir kuyu, kırk çıkrıkla inemiyorum, ruhunuz suçlarımın elebaşısı
Ben ölüme saplandıkça, sizde bir iştah kabarıyor,
her zaman Tanrı ile komşu sizsiniz
Çocuklarım beyaz saçlı doğuyor korkunuzdan,
Ben yalnızlığınıza göz kulak oluyorum
Her şeyimi alıyorsunuz, ölümüm bile sizin emrinizle
Size yaz, çelik miğferlerle geliyor, cennetin kapısında hep sizin adınız.
Camileriniz korkutuyor beni, kimse yok içlerinde, duvarlarınız korkutuyor
İsa çarmıha gerilmeseydi, İncil’e gerek kalmazdı diyen bir haham oluyorum o zaman
Salgı bezlerimde bir acı su, kutsal kumlardan dünya için ant içiyorum, gelmiyor
Gelmiyor ve........
