menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessizliğin Böyle Küçük Şeyler’i

11 0
24.02.2026

Claire Keegan’ın Böyle Küçük Şeyler (Small Things Like These) kitabından uyarlanan Tim Mielants imzalı aynı adlı film, İrlanda tarihinin karanlık bir dönemini gözler önüne seriyor. Özellikle 1960’larda, dinsel dogmatizmin derin izlerini taşıyan bir toplumda, Katolik manastırlarına çoğu çocuk yaşta kapatılan kadınların hikâyelerine uzanıyoruz. Film, bu kadınların görünmeyen emeğini, bastırılmış kimliklerini ve yıllarca sessizliğe mahkûm edilen hayatlarını merkezine alırken, izleyiciye hem kişisel hem de toplumsal bir yüzleşmenin kapısını aralıyor.

Mielants, minimal ama çarpıcı sinematografisiyle izleyiciyi karakterlerin içine sıkıştığı dar koridorlara, soğuk hücrelere, siyah-gri tonlara ve sürekli bir gözetim hissine davet ediyor. Hikâye ilerledikçe, kurumların din gibi kutsal bir kalkan ardına sığınıp bireylerin hayatlarını nasıl şekillendirdiğine, hatta kimi zaman nasıl yok ettiğine tanıklık ediyoruz. Filmin en güçlü yanı, bunu güçlü bir tonda, bağırmadan, küçük, neredeyse kulaklarımıza fısıldanan ayrıntılarla başarması. Bir bakış, sessizce kapanan bir kapı ya da uzun süren bir duraklama; hepsi, geçmişe gömülmüş acıların hâlâ canlı olduğunu hatırlatan işaretler olarak serilir önümüze.

Beni en çok etkileyen sahnelerden biri, lavabodaki suyun içinde kömür karasından fırçayla arındırılmaya çalışılan ellerin o sarsıcı yakın çekimiydi. Ve bu sahnenin her defasında aynı hüzünle tekrar etmesi. Başkarakterin ellerini yıkarken aslında geçmişin ve tanık olduğu adaletsizliğin izlerini silmeye çalışması, filmin en sembolik anlarından biri bence. Babamın madenci olmasından ve o karalığa aşinalığımın gölgesinden midir bilmem, içimde hem tanıdık hem de hüzünlü bir his uyandı.

Gürültü patırtının olmadığı filmde tek aksiyon, durağanlıkta oluşan merak duygusundan kaynaklanıyor. Görsel ve duygusal patlama, filmin içine çeken sunumuyla birleşiyor, bu nedenle izleyici ister istemez filmin dışında kalamıyor. Çünkü yönetmen, çocukluk döneminin melankolisini ve derin hüznü çağrıştıran ağır, neredeyse kutsal bir sessizlik yaratmayı başarmış.

Belçikalı yönetmen Mielants’ın görsel sunumu, izleyiciyi duygusal bir yıkıma sürüklemektense incelikle kurulmuş bir empatiye davet ediyor. Bu yönüyle Böyle Küçük Şeyler, sadece tarihte kalmış bir trajediyi anlatmakla kalmıyor; toplumsal hafızanın önemine, kurumların birey üzerindeki etkisine ve bazen en büyük dönüşümlerin en küçük anlarda başladığına dikkat çekiyor. Bu samimi........

© İlke TV