menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnce mizah anlayışı ile toplumsal eleştiri: Lady Anne Susuyor

14 0
08.06.2026

Bazı öykülerdeki ironi, doğrudan bir eleştiri niteliği taşımaz; okuru güldürürken aynı zamanda içten içe rahatsız eder. Saki’nin (Hector Hugh Munro) Lady Anne Susuyor adlı eserindeki öyküler tam olarak bu özelliği yansıtır. Çünkü onun mizahı, trajedinin maskesidir. Bir ölüm, sanki bir evdeki mobilyaların yerinin değişmesi kadar sıradan anlatılır. İşte bu sıradanlık, öykünün asıl sarsıcı gücüdür. Çünkü Saki, burada sadece bireysel bir vurdumduymazlığı değil, bir çağın duygusal tükenmişliğini resmeder. Bir çağ dediysem de sadece yaşadığı çağ değil, günümüz toplumunun sessizliğini o dönemden toplayıp da getirmiş gibidir. O sessizlik, toplumun maskesinin arkasından sızan yorgun bir nefes, bastırılmış bir kahkaha ya da farklı gerekçelere sığdırılmış, gizlenen boşluklardır. Öykülerin bizi güldüren yanı onun silahıdır. Lady Anne’nin susuşu, belki de dönem aristokrasisinin çöküşünü haber veren en güçlü sestir.

Yazarın keskin zekâsı ve ince mizah anlayışıyla örülen toplumsal eleştiriyi öykülerin hemen hepsinde görmek mümkün. Onun anlatım tarzı kısa, öz ve vurucu. Fantastik kurgusuyla gerçek üstü hikâyelerin nabız gibi her sayfada attığı, bir solukta okunabilecek bir kitap. Lady Anne Susuyor, Jorge Luis Borges’in hazırladığı ve önsözünü yazdığı Babil Kitaplığı dizisinde yer alan bir seçkidir.

İngiliz aristokrasisinin katı kuralları, toplumun ikiyüzlülüğü ve insan doğasının küçük zaafları Saki’nin kaleminin ustalığıyla harmanlanıyor. Bireysel özgürlüğün kısıtlanmasını ve insan doğasının karanlık yönlerini keskin bir mizah ve ince bir ironiyle sunar. Her öyküde sıradan görünen günlük olayların ardında saklı ince mizah ve sosyal eleştiriyi farklı bir boyutuyla görürüz. Hem de hiç beklemediğimiz yerden gelir bu. Bu yanıyla öyküler, sürprizli sonları ve zekice kurgusuyla hem düşündürüyor hem de eğlendiriyor.

Hayvanlar ve çocuklar, öykülerde sıkça yer alan figürlerdir ve masal tadında anlatımla karşımıza çıkarlar. Genellikle yetişkinlerin dünyasına dair eleştirilerini de bu karakterler aracılığıyla yapar. Hayvanlar kendi dünyasında değildir hiçbir öyküde. İnsanların hayatının tam ortasında bulunurlar. Müdahale eder, doğruyu gösterirler. Tobermory adlı öyküde konuşan bir kedi, bir parti nedeniyle biraraya gelen insanların birbirlerine karşı ikiyüzlülüklerini ortaya serer mesela. Sredni Vashtar’da, bir çocuğun, evdeki baskıcı ortamdan kaçmak için yarattığı hayali bir tanrı vardır. Bu tanrı kafesteki gelinciktir. Gabriel-Ernest, kurt çocuğun öyküsüdür. Anlatılan tam bir hayvan olmasa da bir çocuğun vahşi doğası ve toplumun ona yaklaşımı üzerinden, insan........

© İlke TV