menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Parti, ‘normalleşme’ siyasetine döner mi?

11 0
30.07.2026

Biraz kışkırtıcı bir soru  ama bu ihtimali yok saymak da siyaseten yanlış olur.

Bazen aklımıza gelen ama dillendirmek istemediğimiz şeylerin karşımıza çıkmasıyla yaşadığımız suni şaşkınlık halinin de sanırım bununla çok ilgisi var.

31 Mart yerel seçimlerinden birinci parti olarak çıkan CHP’den kimse bir “normalleşme” söylemi beklemiyordu ama Özgür Özel buna cesaret ederek bir hamle yaptı ve “normalleşme” olarak tarif ettiği siyasetin ilk adımını attı.

Özel, “…ortaya koyduğumuz normalleşme, müzakere, diyalog, selamlaşma, milletin oylarına saygıdan dolayı o oyu verdiği partilerin genel başkanlarına hürmetsizlik etmemek, onlarla birbirine hakaret eden bir düzlemde buluşmamak normalleşmenin ta kendisidir” diyerek, başlatılan sürecin toplumsal kabulüne hem zemin hazırlıyor hem de ortaya çıkan tepkileri gögüsleyecek bir dil kullanıyordu o günlerde.

İmamoğlu’nun ve Kılıçdaroğlu’nun, normalleşme siyasetine dönük olarak memnuniyetsizlik taşıdıkları ise sır değildi.

İmamoğlu tepkisini, kendisine yakın ve siyaset okuması yapanlar üzerinden, Kılıçdaroğlu ise açıktan dile getiriyordu. (İtirazda ortaklaştıkları tek siyasi tutum da bu olabilir.)

Özel, erken seçim taleplerine de göz kırpıyor ama buna çok da gönüllü olmadığını, kimseyi kırmayacak bir denge içinde dillendirmeye çalışıyordu.

“Ben buradan şunu ifade etmek isterim. Erken seçim yapılabilmesi için 360 milletvekilinin oyuna ihtiyaç var. Bugün için böyle bir milletvekili sayısı bizde ve muhalefette yok zaten. İktidar istemeden erken seçim teknik olarak mümkün değil” söyleminin altındaki normalleşme dinamiği ve bunun Türkiye’nin ikinci yüzyıl siyasetindeki yerinin, o günlerde pek anlaşıldığı söylenemez.

Yaklaşık altı ay süren “normalleşme” siyaseti yerini, Bahçeli’nin çıkışıyla Kürt sorununun çözümüne bıraktı ve Bahçeli’nin Dem Partililerin elini sıkması ve ardından herkesi şaşırtan Öcalan çağrısı, yeni bir dönemin devlet eliyle inşa edildiğinin işaret fişeği oldu.

Türkiye’nin ikinci yüzyıl siyasetine dair Özel’in bir fikri olduğu ve hatta bu durumla ilgili kendisinin bilgilendirildiği konusunda çok fazla emare var ve “normalleşme”yi de bundan bağımsız düşünmemiz pek mümkün gözükmüyor.

Özel’in gördüğü ve üzerine inşa ettiğini düşündüğüm “normalleşme” eğer doğru şekilde........

© İlke TV