Fenerbahçe Az Kalsın Kazanıyordu
Fenerbahçe komple bir takımla oynuyordu. Roma özellikle önde adam adama pres yapabilen, top kayıplarına anında müdahale edebilen, rakiplerini hataya zorlayıp pas kanallarını kapatabilen ve dar alanda müthiş paslaşmalar yapabilen bir takımdı. Fenerbahçe oyunu kuralına göre oynamak ve Roma'nın gücüne göre aklını kullanmak zorundaydı. Kısacası topu İtalyanlara bırakıp, evinde olmasına rağmen savunmacı ve geçiş oyunu yapan bir kimliğe bürünmeli ve nefesini ekonomik harcamalıydı. Nitekim de öyle oldu. Meşin yuvarlak konuk takımdaydı. İlk 10 dakika geldiler, gelmeye çalıştılar. Biz hızla kontraya çıkmanın yollarını arıyorduk. Önce Bartuğ, sonra da Kerem ile şutlar çektik. Evet Bartuğ ilk 11'deydi. Roma gibi güçlü bir rakibe karşı 3'lü orta saha ile başlamak gayet mantıklı bir karardı teknik adam adına. Gendouzi olmayınca takımın ikinci bölgesini Bartuğ - İsmail - Kante oluşturmuştu. Gol yememe ve rakibe pozisyon vermeme adına en önemli nokta ceza alanı çevresinde ayağımızdaki topu kaybetmemek ve meşin yuvarlağı sarı kırmızılılara kaptırmamaktı. Benzer bir senaryo maçtan önce soyunma odasında konuşulmuş olmalıydı. Kerem tam da böylesine bir hata yapıp Dybala'yı gol pozisyonuna soktu ama Ederson çok konsantreydi. Bu, baskın oynayan Roma'nın ilk tehlikeli atağıydı. İlk yarım saatin sonunda gördük ki........
