menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de PKK ve Sol Örgüt içi Cinayetler

31 0
09.03.2026

PKK ve radikal sol örgütler 1970’lerden beri bu ülkede cinayetler işlediler. Bazen karşı örgütten bazen de kendi yoldaşlarını öldürdüler. Sonuç olarak bu örgütlerde kim kimi öldürürse öldürsün ölen kurbanlar hiçbir dönem gündem olamadılar bu ülkede. Örgüt cinayetlerinde kaç insan yaşamını yitirdi bu sayı tam olarak tespit edilemiyor. Çünkü örgüt mağdurlarının çetelesi tutulmadı. Abdullah Öcalan İmralı’da 1999’daki mahkemesinde “Bizde 15 bin iç infaz yaşandı.” diyerek bir itirafta bulundu. Bunun bir de 1999’dan sonra olanları var. Bu cinayetlerin büyük çoğunluğu belgesiz olduğu için ne zaman nerede kimin öldürüldüğünü bilemiyoruz. PKK dağlarda iç infaz yaptığı kişilerin akıbetini ailelerine bildirmiyordu. Ölenler bir mezarlığa değil, çukurlara konulup üstü araziye uyumlu biçimde kapatıldığını tanıkların anlatımlarından öğreniyoruz. Bir zaman sonra da bu üstü kapatılan çukurlar kendiliğinden unutulmuş oluyordu. Bir tek hapishanede işlenen cinayetlerin kaydı vardı, o kayıtların çoğunu kendi araştırmalarım sonucu buldum.

2000’li yılların başlarında Adalet Bakanlığı’ndan 1990 – 2000 yılları arasında hapishanelerde PKK ve radikal sol örgütlerin öldürdüğü insanların kaydını ve sayısını istediğimde, bana yardımcı olamayacaklarını söylediler. Üstelediğimde 2. Müdür konumundaki kişi, işin karanlık yüzünü bana itiraf etmek zorunda kaldı. “Hocam biz bu kayıtları size veremeyiz, sözünü ettiğiniz yıllarda (1990 – 2000) cezaevlerinde idari personel görevini kötüye kullanmıştır. Biz o dönemin kayıtlarını belgelerini arşive kaldırdık.” demişti. İnanılır gibi değil ama Müdür doğru söylüyordu. Hapishanede idare desteği olmadan içeriye değil silah, tırnak çakısı bile sokamazsınız. Misal 1990 – 2000 yılları arasında PKK ve radikal sol örgütler hapishanelerde tespit edebildiğim 42 kişiyi yani kendi yoldaşlarını öldürmüşler. Ama 2000 yılı sonrası (F tipi hapishanelerinde) hiçbir örgüt bir kişiyi dahi öldürememiştir. Bu da 1990’lı yıllardaki devletin/hükümetlerin örgütlere göz yumduğunun açık belgesi olmaktadır. Dönemin hükümetleri, örgütler hapishanelerde bu cinayetleri işlerken adeta kolaylaştırıcı işlevi görmüştür.

İstanbul Bayrampaşa hapishanesinde DHKP-C davasından tutuklanmış Şimel Aydın henüz 17 yaşındayken, 21 Ağustos 1994 yılında koğuşunda gece uyurken kadın yoldaşları tarafından boğdurulmak suretiyle öldürülmüştür.

Ulaş Şahintürk ise Ankara Ulucanlar hapishanesinde 17 yaşındayken 23 Aralık 1996 yılında DHKP-C’li yoldaşları tarafından boğdurulmak suretiyle öldürülmüştür.

Benzer şekilde, PKK yöneticileri 23 Temmuz 1994 günü, Erzurum E Tipi hapishanesinde Ercan Yıldız, İrfan Doğan ve Sait Fidancı’yı koğuşlarında boğdurmak suretiyle infaz etmiştir. Bu infazlar yapılırken çok aleni biçimde yapıldığı anlaşılıyor. İnfaz anlarında koğuşlarda onlarca kişi bulunmasına rağmen bir tek kişinin dahi itiraz edemediğini cinayetlerin tanıklarından öğrenmiştim.

Bu konuyu araştırırken çok tuhaf diyebileceğim acı bir gerçekle karşılaştım. O da şuydu: Normalde her mahpus kaldığı cezaevinde devletin güvencesi altındadır. Mahpusların can güvenliğinden birinci elden........

© Hür Fikirler