Yargıtay Kararı Işığında Olası Kast ve Doğrudan Kast Değerlendirmesi
Bu yazımızda; Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin verdiği emsal bir karar ışığında, olası kast kavramı ve doğrudan kast kavramları üzerinde durularak, kararda varılan sonucun ve hukuki nitelendirmenin isabetli olup olmadığı değerlendirilecektir.
II. İncelemeye Konu Karar
Yargıtay kararına konu olay; sanık ile maktulün birlikte sulama kanalına gittikleri ve maktulün suya girip, elleriyle duvara tutunduğu anda, hakaret ettiği iddia edilen sanık tarafından elleri duvardan ayrılarak suya doğru itilmesi ve suda boğulmak suretiyle hayatını kaybetmesinden ibarettir.
Hukuki sürece bakıldığında; Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan hüküm kurduğu, istinaf yargılamasını yapan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’nin ise Yerel Mahkeme kararını kaldırarak, olası kastla çocuğa karşı işlenen nitelikli insan öldürme suçundan hüküm oluşturduğu görülmektedir.
Dosya temyiz edilmiş olup, Yargıtay 1. Ceza Dairesi 17.06.2025 tarihli, 2024/808 E. ve 2025/4828 K. sayılı kararında; “Sanığın, yüzme bilmediğini bildiğini beyan ettiği maktulü suya ittirerek, boğulmasına sebebiyet verdiğini beyan etmesi dikkate alındığında; 9 yaşında yüzme bilmeyen bir çocuğun sulama kanalı gibi yüzme bilen yetişkin bir birey açısından dahi boğulma riskinin çok fazla olduğu bir alana iteklenmesi nedeniyle ölüm sonucunun mutlak ve muhakkak olduğu, sanığın ölüm sonucuna yönelik doğrudan kastla hareket ettiği, bu haliyle maktulün hakaret içeren sözler sarf etmesi de gözönünde bulundurularak, haksız tahrik altında çocuğa karşı nitelikli kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu olası kastla nitelikli öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.” gerekçesiyle bozma kararı vermiş ve hukuki nitelendirmenin olası kast değil doğrudan kast olarak yapılması gerektiği görüşünü ortaya koymuştur.
III. Manevi Unsur Türleri Olarak Doğrudan Kast ve Olası Kast
Suçun manevi unsuru; kast esas, taksir istisna olmak üzere iki ana sorumluluktan oluşmaktadır, sübjektif ceza sorumluluğu benimsenmiş, kusursuz, yani objektif sorumluluğa ise yer verilmemiştir. Manevi unsurların türleri, haksızlık muhtevasına bağlı olarak; kast, olası/muhtemel kast, bilinçli/şuurlu taksir ve basit taksirdir.
Doğrudan Kast, bir suçun hareket ile neticesinin bilerek ve istenerek işlenmesidir. Olası kast ise; failin, suçun kanuni tanımında belirtilen unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen hareketi icra etmesi, ondan doğacak neticeyi istemese de kayıtsız kalmak, umursamamak ve olursa olsun demek suretiyle neticenin oluşmasına yol açmasıdır. Olası kastta; doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da, failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir.
Esasen olası kastın, kast derecesinde sübjektif sorumluluğa uygun olduğunu söylemek mümkün de değildir. Olası kast ile bilinçli, yani şuurlu taksir birbirine çokça karıştırılmaktadır ki; bu karışıklığın ana sebepleri, bir taraftan teoride esaslı kriterler koymak suretiyle her iki müesseseyi ayırdığını söyleyenlerin pratikte başarılı olamamaları, diğer taraftan her iki kusur türünün öngörülen cezaları arasında ciddi fark bulunmasıdır. Bir yandan bilinçli taksirden doğan sübjektif sorumlulukta birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet veren faile azami 15 ila 20 yıl, hiçbir lehe hüküm uygulamadığınızda 22,5 yıl hapis cezası verebilirken, diğer yandan olası, yani........
