Siber Güvenlik Kanunu'nda Yer Alan Arama ve Elkoyma Hükmü Hakkında
Bilindiği üzere; 12.03.2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, 19.03.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yazımızda; çok kısa şekilde, 19.03.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu’nun Ceza Muhakemesi Hukukunu ilgilendiren bir hükmü incelenecek, bu hükümle ilgili öncesinde verilen kanun teklifindeki durum ile yasalaşan hüküm arasındaki farklılık ortaya koyulacak ve buna ilişkin görüşümüze yer verilecektir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki; arama elkoyma tedbirleri ile ilgili temel prensip ve kurallar, Anayasanın “Konut dokunulmazlığı” başlıklı 21. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasanın 21. maddesine göre, “Kimsenin konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar”.
Görüldüğü üzere; arama elkoyma tedbirleri ile ilgili olarak Anayasa temel prensipleri ortaya koymuş, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması sebeplerinin bir veya birkaçı sözkonusu olsa dahi, hakim kararı bulunmadıkça veya yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan bir halde de kanunla yetkili kılınan merciin yazılı emri bulunmadıkça hiç kimsenin konutunda arama ve elkoyma yapılamayacağını güvence altına almıştır. Ayrıca yine Anayasa; yetkili merciin karar verdiği gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu kararın yirmidört saat içerisinde hakim onayına sunulması gerektiğini, hakimin de elkoymadan itibaren kırksekiz saat içerisinde karar vermesi gerektiğini emredici şekilde düzenlemiştir.
Anayasanın amir hükmünden anlaşıldığı üzere; arama elkoyma ile ilgili temel prensip hakim kararı olup, ancak bu yetki gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin kararına tabi kılınmıştır ki, böyle bir durumda da sonrasında bu kararın hakim onayına sunulması gerektiği açıkça güvence altına alınmıştır.
Anayasadaki düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Arama kararı” başlıklı 116. maddesinin 1. fıkrasında, “Hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı........© Hukuki Haber
