Arama Tedbirinde “Diğer Yerler” Kavramı
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin “Adli arama ve kapsamı” başlıklı 5. maddesine göre; “Adli arama; bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kağıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir”.
CMK m.116’a göre de; “Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir”.
Kanun koyucu; şüpheli veya sanık sıfatını haiz kişiye ait yerlerin aranmasını belirli şartlara tabi kılmış, arama tedbirinin keyfi kullanımının önüne geçme amacı ile hareket etmiştir.
Bu amaç çerçevesinde değerlendirildiğinde, madde düzenlemesinde konut kelimesinin kullanılması isabetli olmuştur. Nitekim konut yerine kullanılabileceği düşünülebilecek ev ve ikametgah terimlerinin, konut kavramının verdiği anlamı oldukça daraltmış olacakları açıktır[1].
İşyeri kavramından anlaşılması gereken ise, bir kimsenin işinin gereğini yerine getirdiği yerdir. 4857 sayılı İş Kanunu m.2’ye göre işyeri; işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Görüldüğü üzere kullanılan kavramlar, ifade edilmek istenen yer için kullanılabilecek en kapsayıcı olanlar arasından tercih edilmiştir. Dolayısıyla, kişiye ait yerlerin aranması hususunda adli arama kapsamının geniş tutulması tercih edildiği anlaşılmalıdır. Bu şekilde, kişinin özel hayatının gizliliği bakımından bir koruma öngörülmüştür.
Maddede ayrıca ona ait diğer yerler ibaresi geçmekle; bu kavramdan, konut ve işyeri olmayıp, kural olarak özel mülkiyete tabi tüm yerler anlaşılabilir. Bu yerlerin taşınmaz olması, üstü kapalı olması aranmasa da özel mülkiyete tabi olduğuna ilişkin bir tahsis iradesinin varlığının anlaşılması, örneğin ilgili yerin etrafına çukur açılması[2] gerekmektedir. Buranın diğer yer kapsamında değerlendirilmesi için, belirli bir kişiye aidiyetinin bilinebileceğinin anlaşılması yeterlidir. Örneğin; kişiye ait araç veya karavan, çadır, baraka, konut olarak oturulmamakla birlikte, kişinin bahçe olarak kullandığı arazisinde bulunan üstü kapalı yer ile özel mülkiyete konu yerler,........
© Hukuki Haber
