Akademisyenin Başöğretmenlik Hakkı
Geçenlerde Fenerbahçe’den komşum sevgili Pınar aradı. Yıllarca akademide öğretim görevliliği yaptı, daha sonra da Milli Eğitim Bakanlığına geçerek öğretmen olmayı tercih etti. Şimdi yeni bir uygulama çıkmış, 10 yıl öğretmenlik yap uzman ol, bir on yıl daha yap başöğretmen ol diye, ondan yararlanmak istiyor.
Her öğretmen uzmandır ama başöğretmen bir tanedir sendika sloganına katılmıyorum ben. Doktor altı yıl okuyor, üstüne de bir 4 yıl okumazsa küçümsüyoruz pratisyen diye; öğretmen de bir lisans bitirdi diye ders almam, ders veririm dememeli.
Şimdi memur olduğunuz zaman devlet size bir güzellik yapar, bazı özel sektör çalışmalarınızı kıdeminize sayar. Mesela DMK m. 36 sizin özel okullarda geçen öğretmenlik ve yöneticilik tecrübelerinizin üçte ikisini memuriyetinize sayar; güzeldir bu. Düz öğretmen 9/1’den göreve başlarken teknik öğretmen 8/1’den başlar. Bir de doktora yapmışsan 7/1 olursun. On iki yıl özel sektör tecrüben olsa, zaten daha fazlasını saymıyoruz, iki derece de oradan gelir 5/1 olursun. Zaten uzman öğretmen oldun mu bir derece daha geliyor, oldu mu sana 4/1. Üç yıl da zaten sözleşmeli olmak zorundasın ya, kadroya geçer geçmez yeşil pasaportu kapabiliyorsun, güzel iş.
Tabii bizim yeşil pasaport dediğimiz hususi pasaport resmi adıyla. Hani bir ara geyik çıkmıştı ya, devletin uluslararası andlaşmalar sebebiyle verebileceği hususi pasaport kotası doldu, o yüzden bu sıkıntılar yaşanıyor diye. Külliyen yalandır. Devlet istediği kadar hususi pasaport verebilir. Bunun tek sakıncası vardır, biz bir şekilde kapağı atsak, iltica talebinde bulunsak, babo bana orada işkence vardır desek, hiç yapılabilecek bir şey yoktur da, işte hususi pasaport demek devlet sana kefildir, tüm zararı karşılayacak demektir.
Şimdi özel okulda geçen öğretmenlik tecrübesini uzman öğretmenliğe sayıyorsun ama devlette geçen akademisyenlik tecrübelerini saymıyorsun. En başta denilebilir, daha farklı kademeler, her ne kadar üniversite daha üst eğitim kurumu olsa da biri........
