İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞLARINDA EKSPERTİZLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU
İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞLARINDA EKSPERTİZLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU
Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 16/5 ile 6502 Sayılı Kanun'un Ayıplı Hizmet Hükümlerinin Kesişiminde Güncel Yargı Uygulaması
İkinci el araç alım satımında ekspertiz raporu, alıcının satın alma kararını dayandırdığı başlıca belgedir. Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile raporun alınması işletmeler bakımından zorunlu hâle getirilmiş, içeriği standartlaştırılmış ve rapor noter satış sözleşmesine işlenir olmuştur. Buna karşılık raporun gerçeği yansıtmaması hâlinde ekspertiz işletmesinin hangi hukuki temelde, kime karşı ve ne ölçüde sorumlu olacağı sorusu, uygulamada hâlâ çoğu zaman yanlış cevaplanmaktadır. Ekspertiz işletmelerinin «sorumluluğumuz aldığımız ücretle sınırlıdır» yönündeki yaygın savunması bu yanlış cevapların başında gelir.
Bu çalışma, ekspertiz hizmetinin hukuki niteliğinden yola çıkarak ekspertiz işletmesinin sorumluluğunun dayanaklarını, kapsamını ve sınırlarını Yönetmelik ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ayıplı hizmet hükümleri çerçevesinde ele almakta; tazminatın hesabı, raporun alıcı aleyhine işleyen yüzü ve ispat sorunlarını güncel Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında değerlendirmektedir. Çalışmada, galeriden alınan ayıplı araçta tüketicinin haklarına ilişkin önceki yazımızda satıcı yönünden ele alınan rejimin ekspertiz işletmesi yönünden tamamlanması amaçlanmaktadır.
I. EKSPERTİZ HİZMETİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE TARAFLARI
Ekspertiz hizmeti, bir ücret karşılığında taşıtın mekanik, elektronik ve kaporta durumunun incelenerek sonucun yazılı bir raporla ortaya konulmasını konu alan bir hizmet sözleşmesidir. Sözleşmenin, ölçülebilir bir sonucu (rapor) taahhüt etmesi bakımından eser sözleşmesine, özenli bir inceleme faaliyetini taahhüt etmesi bakımından vekâlet sözleşmesine yaklaşan karma bir niteliği vardır. Bu nitelendirme tartışması, tüketici işlemi söz konusu olduğunda büyük ölçüde önemini yitirir; zira 6502 sayılı Kanun m. 3/1-(l) uyarınca hizmet, «bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu» olarak tanımlanmıştır ve ekspertiz bu tanımın içinde kalır.
Yargıtay, ekspertiz hizmetinden doğan uyuşmazlıkların tüketici hukuku alanına girdiğini erken tarihli bir kararında kabul etmiştir. Ağır hasarlı bir aracı «küçük boya» kaydıyla raporlayan ekspertiz işletmesine karşı açılan davada 13. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın ayıplı hizmete ilişkin olduğunu ve tüketici mahkemesinin görevli bulunduğunu belirterek genel mahkemenin esasa girmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 13. HD, 03.04.2013, 2012/25036 E., 2013/8521 K.). Bugün de alıcının tüketici sıfatını taşıdığı hâllerde görevli mahkeme tüketici mahkemesi, uyuşmazlık değeri Kanun m. 68'deki parasal sınırın (2026 yılı için 186.000 TL) altında kaldığında ise tüketici hakem heyetidir.
Sözleşmenin tarafları bakımından belirleyici olan, raporu kimin yaptırdığıdır. Yönetmelik m. 16/1, işletme tarafından yapılan satışlarda raporun işletme tarafından alınmasını ve ücretinin kural olarak işletmece ödenmesini öngörür. Bu durumda ekspertiz sözleşmesinin tarafı satıcı işletme olup alıcı sözleşmeye yabancı üçüncü kişidir. Alıcının raporu kendisinin yaptırdığı hâllerde ise sözleşme doğrudan alıcı ile ekspertiz işletmesi arasında kurulur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin aşağıda ele alınacak kararına konu olayda da alıcı, satın alma öncesinde ekspertizi bizzat yaptırmış ve sözleşme ilişkisi bu şekilde kurulmuştur.
II. YÖNETMELİK DÜZENİ: ZORUNLULUK, İÇERİK VE SORUMLULUK HÜKMÜ
27 Ağustos 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 16, TSE hizmet yeterlilik belgesine sahip ekspertiz işletmesi bulunmayan illerdeki işletmeler hariç olmak üzere, tescil belgesinde araç sınıfı M1, M1G, N1 ve N1G olan taşıt satışlarından önceki on gün içinde ekspertiz raporu alınmasını zorunlu kılmıştır. Rapor yalnızca TSE hizmet yeterlilik belgeli ekspertiz işletmelerince düzenlenebilir; üç nüsha hazırlanır, iki nüshası satıcı işletmeye verilir ve hem satıcı hem ekspertiz işletmesi tarafından en az beş yıl saklanır. Model yılına göre sekiz yaşın veya yüz altmış bin kilometrenin üzerindeki taşıtlar için rapor zorunlu değildir (m. 16/3).
Raporun asgari içeriği m. 16/4'te sayılmıştır: taşıtın markası, cinsi, model yılı ve kilometresi; raporu düzenleyen işletmenin hizmet yeterlilik belgesi ve MERSİS numaraları ile unvanı; raporu alan işletmenin yetki belgesi numarası ve TSE'nin ilgili standardı ile belirlenen diğer hususlar. Rapor, m. 15/1-(c) uyarınca satış sırasında notere ibraz edilir; noter de m. 27 uyarınca raporun tarih ve sayısını, TSE belge numarasını ve kilometre bilgisini satış sözleşmesine işler. Rapor ibraz edilmemişse bu husus ile tarafların kilometre beyanı sözleşmeye yazılır. Böylece ekspertiz raporu, özel hukuk ilişkisinin ötesinde resmî senede bağlanan bir belge hâline gelmektedir.
Sorumluluk hükmü m. 16/5'tedir: «Ekspertiz işletmesi, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur.» Hükmün devamı idari yaptırımı düzenler; gerçeğe aykırı rapor düzenleyen ve Bakanlık uyarısına rağmen aynı takvim yılında aykırılığı tekrarlayan işletmenin hizmet yeterlilik belgesi TSE tarafından on gün içinde iptal edilir, işletmeye ve sahiplerine bir yıl süreyle yetki belgesi verilmez. Fıkranın son cümlesi ise özel hukuk sorumluluğuna açık kapı bırakır: «Aldatıcı ve yanıltıcı ekspertiz raporları ile ilgili olarak tüketicilerin 6502 sayılı Kanunun ayıplı hizmete ilişkin hakları saklıdır.» Aynı yönde m. 28/1-(a), ekspertiz işletmelerini «hizmet verdiği kişilerin alım satım tercihlerini etkileyecek nitelikteki bilgileri gizlememekle» yükümlü tutar. Sorumluluk hükmü yeni değildir; 13 Şubat 2018 tarihli mülga İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 14/5 de raporu düzenleyenleri aynı ifadelerle sorumlu tutmaktaydı ve Yargıtay'ın aşağıda incelenen........
