menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yatırımcıların Due Diligence Sürecinde İlk Baktığı 10 Hukuki Risk

11 0
19.06.2026

Bir startup yatırım alamadığında sebep çoğu zaman ürün değildir. Bazen ürün çalışır, ekip güçlüdür, pazar büyüktür, büyüme hikayesi ikna edicidir. Ancak yatırımcı due diligence sürecine girdiğinde bambaşka bir tabloyla karşılaşır: Yazılım şirkete ait değildir, kurucular arasında yazılı bir sözleşme yoktur, hisse yapısı dağınıktır, KVKK süreçleri eksiktir, çalışanlarla fikri mülkiyet devri yapılmamıştır veya şirket yatırım almaya uygun bir hukuki zeminde kurulmamıştır.

İşte bu noktada yatırım görüşmesi artık “şirketin ne kadar büyüyebileceği” sorusundan çıkar; “bu şirkete yatırım yapmak ne kadar güvenli?” sorusuna dönüşür.

Due diligence, yatırımcının girişimi yalnızca finansal olarak incelemesi değildir. Hukuki, ticari, fikri mülkiyet, veri koruma, sözleşmesel ve kurumsal risklerin birlikte değerlendirildiği bir güven testidir. Bir yatırımcı için iyi fikir önemlidir. Ancak yatırım yapılabilir şirket, yalnızca iyi fikre sahip olan şirket değildir. Yatırım yapılabilir şirket; sahip olduğu ürünü, kodu, markayı, veriyi, sözleşmeleri, çalışan ilişkilerini ve ortaklık yapısını hukuken taşıyabilen şirkettir.

Türkiye’de startup ekosistemi olgunlaştıkça yatırımcıların baktığı başlıklar da değişiyor. Artık yalnızca “kaç kullanıcı var?”, “gelir modeli nedir?”, “değerleme ne kadar?” soruları sorulmuyor. Bunların yanında şu sorular da masaya geliyor:

· Bu yazılım gerçekten şirkete mi ait?

· Kurucular ayrılırsa hisseler ne olacak?

· Şirketin pay defteri ve cap table’ı uyumlu mu?

· KVKK süreçleri tamam mı?

· Çalışanlar ve freelancer geliştiriciler mali hak devri yaptı mı?

· Yatırım sonrası veto, imtiyaz, drag along, tag along hükümleri nasıl işleyecek?

· Exit aşamasında Rekabet Kurulu izni gerekir mi?

Bu sorulara net cevap veremeyen girişimler için yatırım süreci uzar, değerleme düşer veya yatırım tamamen iptal olabilir.

1. Kurucular Arasında Yazılı Sözleşme Olmaması

Birçok startup, başlangıçta güven ilişkisiyle kurulur.

· “Biz zaten arkadaşız.”

· “Şimdilik sözleşmeye gerek yok.”

· “Yatırım gelince düzenleriz.”

Ancak yatırımcı açısından bu yaklaşım ciddi bir kırmızı bayraktır. Çünkü kurucu ortaklar arasında yazılı bir founder agreement yoksa, şirketin en temel ilişkisi belirsizdir. Kurucuların görevleri, şirkete ayıracakları zaman, ayrılma halinde hisselerin akıbeti, rekabet yasağı, gizlilik yükümlülüğü, fikri mülkiyet devri ve karar alma mekanizması net değilse yatırımcı şu riski görür:

Bugün yatırım yaptığı şirket, yarın kurucu ortak kavgası nedeniyle yönetilemez hale gelebilir.

Founder agreement yalnızca “ortaklar arasında protokol” değildir. Girişimin kriz anında nasıl ayakta kalacağını belirleyen belgedir.

2. Hissedarlık Yapısının Dağınık veya Yatırıma Uygun Olmaması

Due diligence sürecinde yatırımcıların ilk incelediği belgelerden biri cap table’dır.

· Kim ne kadar paya sahip?

· Paylar gerçekten taahhüt edildi mi?

· Pay defteri güncel mi?

· Hisse devri işlemleri usulüne uygun mu?

· Eski ortaklar, danışmanlar veya pasif kişiler hala pay sahibi mi?

Özellikle erken aşama startuplarda sık görülen sorunlardan biri, geçmişte “yardım etti”, “tanıştırma yaptı”, “bir süre kod yazdı” diye kişilere küçük paylar verilmesidir. Bu paylar başlangıçta önemsiz görünür. Ancak yatırım turunda bu kişiler sözleşmenin tarafı haline gelir ve süreç karmaşıklaşır.

Yatırımcı açısından dağınık hissedarlık yapısı, ileride karar alma, sermaye artırımı, exit, yeni yatırım turu ve pay devri süreçlerinde engel yaratabilecek bir risktir. Bu nedenle yatırım öncesinde cap table’ın sade, izah edilebilir ve hukuken belgelenebilir olması gerekir.

3. Şirket Türünün ve Sermaye Yapısının Yatırıma Uygun Olmaması

Türkiye’de birçok girişim başlangıçta limited şirket olarak kuruluyor. Bu pratik ve maliyet açısından anlaşılabilir. Ancak yatırım alma hedefi olan girişimlerde anonim şirket yapısı çoğu zaman daha elverişlidir. Anonim şirketlerde pay devri, yatırım turları, imtiyazlı paylar, yönetim kurulu yapısı, kayıtlı sermaye sistemi ve ilerideki exit süreçleri daha esnek kurgulanabilir.

Güncel düzenlemeler uyarınca yeni kurulacak anonim şirketlerde asgari sermaye 250.000 TL, limited şirketlerde 50.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketlerde ise başlangıç sermayesi 500.000 TL’dir. Bu yalnızca teknik bir kuruluş detayı değildir. Yatırımcı açısından şirketin yatırım almaya hazır olup olmadığını gösteren kurumsal bir göstergedir. Yanlış şirket türü veya zayıf sermaye yapısı, yatırım sürecinde dönüşüm, esas sözleşme değişikliği, sermaye artırımı ve pay devri gibi ek........

© Hukuki Haber