AYDINLATILMIŞ ONAM YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ BAĞLAMINDA SAĞLIK HİZMETLERİNDE İDARENİN SORUMLULUĞU
Sağlık hizmetleri, bireyin yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü ile doğrudan ilişkili olması nedeniyle idare hukukunda özel bir sorumluluk rejimine tabi tutulmaktadır. Bu kapsamda, tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğu yalnızca tıbbi standartlara uygunlukla değil, aynı zamanda hastanın aydınlatılmış onamının alınması ile mümkün olmaktadır.
Nitekim Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan vücut bütünlüğü hakkı gereği, bireyin rızası olmaksızın tıbbi müdahaleye tabi tutulması kural olarak mümkün değildir. Bu bağlamda aydınlatılmış onam, sadece bir şekil şartı değil; bireyin kendi bedeni üzerinde karar verme hakkının somutlaşmış halidir.
Bu çalışmada; aydınlatılmış onamın hukuki niteliği, geçerlilik şartları, ispat rejimi ve bu yükümlülüğün ihlalinin idare hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar, Danıştay ve Yargıtay içtihatları ışığında incelenecektir.
I. AYDINLATILMIŞ ONAMIN HUKUKİ TEMELLERİ
Aydınlatılmış onam yükümlülüğü hem ulusal hem de uluslararası mevzuatta açık şekilde düzenlenmiştir. Bu kapsamda;
1219 sayılı Tababet Kanunu m.70: Tıbbi müdahaleler için hastanın muvafakatinin alınmasını zorunlu kılar.
Biyotıp Sözleşmesi m.5: Müdahale öncesinde kişinin yeterli şekilde bilgilendirilerek özgür iradesiyle rıza göstermesini şart koşar.
Hasta Hakları Yönetmeliği m.15, 22, 31: Hastanın bilgilendirilmesi ve rızasının alınmasını düzenler.
Hekimlik Meslek Etiği Kuralları m.26: Eksik veya yanıltıcı bilgilendirme ile alınan rızanın geçersiz olduğunu belirtir.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, aydınlatılmış onamın yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda anayasal ve insan haklarına dayalı bir zorunluluk olduğu açıktır.
II. AYDINLATILMIŞ ONAMIN GEÇERLİLİK ŞARTLARI
Danıştay içtihatlarında, aydınlatılmış onamın geçerli kabul edilebilmesi için bazı kriterlerin birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir.
1. İşleme Özgü Aydınlatma
Onamın geçerli sayılabilmesi........
