Bak Barrack Efendi..!
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ki; “bölge valisi” gibi davrandığı için olsa gerek, kendisine “Ortadoğu Valisi” deniyor. Biz de öyle diyelim ve Katar’daki bir toplantıda, “Bu bölgede gerçekte en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin, ‘hayırsever bir monarşi’ olmuştur. İşleyen model budur.” şeklinde sarf ettiği sözlere dair birkaç şey söyleyelim.
Barrack Efendi bu tanımlamayı Ortadoğu ülkeleri için söylemiş. “Sorsan sizi kastetmedim” diyecek belki ama biliyoruz ki her Amerikalı gibi bizi de Ortadoğulu görüyor.
Niyet okuyor değilim; aslında buz gibi bizi de kastetmiş.
Hani Türkçemizde güzel bir söz vardır:
“Bir lafa bakarım, ‘laf mı’ diye; bir de söyleyene bakarım, ‘adam mı’ diye.”
Ankara’da görev yapan bir büyükelçi olarak makamına duyduğumuz saygıdan ötürü kendisini ve söylediklerini dikkate alalım; dilimiz döndüğünce de cevap verelim.
Ankara’da görev yapıyorsun madem, az çok nasıl bir millet olduğumuzu bilirsin.
Biz Ortadoğu’nun çadır devletlerine ve onların başındaki kuklalara benzemeyiz.
Bizi onlarla karıştırma.
Bin yıllara dayanan bir devlet geleneğimiz var bizim.
Ki o “çadır devletleri” gibi zannettiğiniz için fütursuzca saldırdığınız İran, efsanevi direnişiyle bunu size anlatmış olmalı.
Bin yıllar boyunca “hayırsever monarşi” ile yönetildik.
103 yıl önce, paydaşlarınız olan Batılı emperyalistlerin kışkırtmasıyla sırtımızdan hançerlettikleriniz dâhil hepsine karşı verdiğimiz savaşların sonunda monarşiden kurtulup bu coğrafyada “Türkiye Cumhuriyeti” adı altında bir ulus devlet kurabilen bizden başka kaç millet var, bir düşün istersen.
Mesela 20 Nisan 1924… Demokrasiye atılmış önemli bir adım olarak ilk anayasasını yazıp kabul etmiş bir millet olduğumuzu bilmiyor olabilirsin.
Birçok Amerikalı gibi hem cahil hem de küstahsın çünkü.
Cahil ve küstah olmasan, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o efsanevi Kurtuluş Savaşı’nı verirken bile bütün kararlarını, yarın 106. kuruluş yılını kutlayacağımız Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne danışarak aldığını bilirdin.
23 Nisan 1920’de kurulan TBMM, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından ülkenin geleceği olarak görülen çocuklara armağan edilmiş; dünyadaki tek çocuk bayramının kaynağı olmuştur.
Üstelik bununla da sınırlı kalmamıştır.
Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı günün anısına kutlanan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı da dünyada gençliğe armağan edilmiş ilk ve tek bayramdır.
Sizin geleneklerinizde var mı böyle bir incelik?
“Hayırsever monarşi”yi önererek bize demokrasiyi yakıştıramıyorsunuz, öyle mi?
Kör topal yürüyor olsa da yöneticilerimizi sandıkla belirliyoruz.
“Güce tapanlarımız” da var, “güçlü lider” arayanlarımız da… Ama eninde sonunda kazanan da kaybeden de sandık sonucunu kabulleniyor.
Buna biz demokrasi diyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine bağlı kalarak, çevremizdeki milletlerin topraklarına ve kaynaklarına saygılı olduk.
Mesela “Çökelim mi İran’ın petrolüne?” gibi bir düşüncemiz olmadı.
Bizi benzetmeye çalıştığınız hangi çadır devletinde var böyle bir anlayış?
Biz o çadır devletlerinden olmadık.
Bize “hayırsever monarşi”, size demokrasi yakışır, öyle mi?
Sevsinler sizin demokrasinizi.
