menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elveda Ya Şehr-i Ramazan: Hüznün Tevekküle, Sabrın Bayrama Dönüştüğü Manevi Yolculuk

7 0
19.03.2026

On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif, kalplerimize misafir olduğu ilk günden itibaren ruhumuzu adeta bir nakış gibi işledi. Şimdi ise bu mübarek zaman dilimine veda etmenin verdiği o derin ve vakur hüzün içimizi kaplıyor. “Elveda” derken aslında sadece bir aya değil; sahurun bereketine, iftarın şükrüne, teravihlerin huzuruna ve mahalle camilerimizi mahyalarla süsleyen o eşsiz kardeşlik iklimine veda ediyoruz. Ancak bu hüzün, beraberinde büyük bir umudu ve çocuksu bir heyecanı da getiriyor: Ramazan Bayramı.

Ramazan’ın Vedası ve Arife Gününün Ehemmiyeti

Ramazan’ın son günleri, bir hasat mevsiminin sonuna yaklaşmak gibidir. Bu sürecin en kıymetli duraklarından biri şüphesiz Arife Günüdür. Arife, bayramın müjdecisi olmanın ötesinde; duaların kabul olduğu, rahmetin sağanak sağanak yağdığı bir “uyanış” günüdür. İslam geleneğinde Arife günü yapılan ibadetlerin, çekilen tesbihatların ve edilen duaların yeri bambaşkadır.

Bu özel günde gerçekleştirilen mezarlık ziyaretleri, bizlere hayatın geçiciliğini ve ebedî âlemin varlığını sessiz bir dille hatırlatır. Geçmişlerimizin ruhuna gönderdiğimiz bir Fatiha, hem onlara bir hediye hem de kendi nefsimiz için bir tefekkür vesilesidir. Kabir başında edilen dualar, Ramazan boyunca kazandığımız manevi derinliğin zirve noktasıdır.

Çocukluk Düşlerimizde Bayram Nostaljisi ve Evin Neşesi

Bayramın yaklaşması, yetişkinler için bir sükûnet olsa da çocuklar için tatlı bir telaştır. Hafızalarımızda o meşhur “Yatcaz, kalkcaz, yatcaz, kalkcaz... Sonra bayram gelecek!” sayıklamaları hâlâ yankılanır. Arife gecesi heyecandan gözüne uyku girmeyen o çocukların saflığı, bayramın en sahici yüzüdür.

Henüz bayram sabahı olmadan yapılan alışverişler, o yeni kıyafetlerin kokusu unutulmaz bir hatıradır. En çok da o gıcır gıcır bayramlık ayakkabıların, kirlenmesin diye baş ucuna, yastığın yanına konularak onlarla birlikte uyunan geceler... O ayakkabılar sadece bir eşya değil, ertesi sabahın neşesine atılacak ilk adımın müjdecisidir.

Bayram sabahı ise evde bambaşka bir şenlik başlardı. Rahmetli babamın erkenden radyonun sesini açışı, Mustafa Kandıralı’nın o kıvrak oyun havalarının evi dolduruşu ve babamın o eşsiz neşesi hâlâ zihnimdedir. O radyo sesi, bayramın coşkusunu sokağa taşırırdı. Mutfakta ise rahmetli annemin elinden çıkan, incecik açılmış bayram tatlılarının ve fırından yeni çıkmış böreklerin mis gibi kokusu… O kokular hâlâ burnumda, o lezzetler hâlâ damağımdadır. O sofralar sadece mideyi değil, asıl gönülleri doyururdu.

Ertesi sabah o ayakkabılar giyilecek, mahalledeki caminin yoluna düşülecek ve büyüklerin elleri öpülüp o bereketli bayram harçlıkları mahcubiyetle cebe indirilecektir.

İbadetlerin Meyvesi: Kabul ve Mağfiret Niyazı

Ramazan ayı boyunca tutulan oruçlar, sadece mideyi değil, ruhu da terbiye etti. Paylaşılan iftar sofraları, gizlice verilen sadakalar ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan Fitre (Zekât-ül Fıtr) ile toplumsal dayanışmanın en güzel örnekleri sergilendi.

Şimdi en büyük temennimiz; Allah’ın (C.C.), bu eksik ve kusurlu hallerimizle yaptığımız ibadetleri dergâh-ı izzetinde kabul buyurmasıdır. Dillerimizden dökülen duaların, geceleri süsleyen secdelerin ve okunan mukabelelerin hürmetine; hatalarımızın affedilmesini, gönüllerimizin arınmasını niyaz ediyoruz. Rabbimizden dileğimiz, bizleri bir sonraki Ramazan-ı Şerif’e sağlıkla, afiyetle ve yine aynı heyecanla kavuşturmasıdır.

Bayram: Şükrün ve Kardeşliğin Tezahürü

Hüzünlü vedanın hemen ardından doğan bayram sabahı, Müslümanlar için saf bir neşe ve sonsuz bir şükür demektir. Bayram, sadece tatlıların ikram edildiği bir gün değil; dargınların barıştığı, ellerin hürmetle öpüldüğü ve gönüllerin birbirine kenetlendiği bir köprüdür.

Mahalle Camii ve Birlik Ruhu:

Bayram namazıyla başlayan o büyük buluşma, mahallemizin kalbi olan camilerde vücut bulur. Omuz omuza saf tutan yaşlısı genci, zengini fakiri; bayramın gerçek mesajını aynı kubbenin altında yaşar.

Teknolojinin bizi birbirimizden uzaklaştırdığı bu çağda; kapı çalmak, göz göze gelmek ve “Bayramınız mübarek olsun” demek en büyük sadakadır. Büyüklerin hayır duasını almak, küçüklerin gözlerindeki ışıltıya şahitlik etmek toplumun ruhunu diri tutar.

İslam Âlemi İçin Huzur Temennisi:

Bu bayramda en büyük duamız, İslam coğrafyasının üzerinde dolaşan kara bulutların dağılmasıdır. Dünyanın dört bir yanında zulüm altında, savaşların gölgesinde bayramı karşılayan kardeşlerimizin acısının dinmesini; bu mübarek günlerin tüm insanlığa barış, adalet ve sükûnet getirmesini diliyoruz.

Sonuç: Bir Yaşam Biçimi Olarak Ramazan

Ramazan bitse de, onun bize öğrettiği güzel ahlakın baki kalması asıl gayemizdir. Sabır, şükür ve paylaşma iradesi bayramla birlikte hayatımızın her anına yayılmalıdır. Allah, bu bayramı İslam âlemi için savaşlardan uzak, huzur ve vakar içinde geçirmeyi nasip etsin.

Bayramınız mübarek, dualarınız kabul, birliğimiz daim olsun.

Elveda yâ Şehr-i Ramazan… Hoş geldin gönül sızımızı dindiren mübarek bayram!


© Hedef Halk