Diktatörlükte casus bulmak mesele değil
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın en çarpıcı yanı, dini lider Ali Hamaney’le birlikte kurmay kadronun nokta atışıyla etkisiz hale getirilmesi.
Teokratik diktatörlüğün topluma yaydığı ölüm korkusuna rağmen özellikle CIA ve MOSSAD, İran’da hassas noktalara ve kişilere ulaşmada kendilerine yol gösterici işbirlikçileri nasıl oluyor da buluyorlar.
Yazılı ve sözlü medyada ABD ve İsrail’in, İran rejiminin kılcal damarlarına kadar nasıl girdiğine dair tartışmaların ardı, arkası kesilmiyor.
Oysa üzerinde çok tartışılacak bir mesele değil bu.
Çünkü İran gibi baskıcı, halkına zulmeden, demokrasinin uğramadığı, insanların vinçlerle idam edildiği, ibret olsun diye cesetlerin günlerce sallandırıldığı, halkın makul taleplerine silahla karşılık verildiği, kısaca halkın yarısının yönetimine düşman olduğu bir ülkede, sanırım en basit şey casus bulmaktır.
Savaş öncesi sürece bakarsak ABD, İran’la güya müzakere yürütüyor. Ancak İran, müzakere sürecinin kendisini oyalama........
