menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyal çürümenin güncesi 1: Toplumun mayası güven bozulursa

41 0
26.04.2026

Cambazın biri eşeğini yularından tutup pazara getirmiş. Bir başka cambaz yanına yanaşmış: “Kaça bu eşek?”

“Tamam aldım gitti, ver elini helalleşelim.”

Tam o sırada birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış: “Yahu görmüyor musun, bu eşek topal. Onun için ucuza veriyor!”

Alıcı duraksamış. Bu sefer başkaları satıcının yanına koşmuş: “Bu eşek topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış. Adam taşı çıkarıp ucuza elden çıkarmaya çalışıyor!”

Satıcıya sormuşlar. O da gülerek cevap vermiş: “Eşek topal olmasına topal da, insanlar topal sansın diye taşı tırnağına ben kendim koydum!”

Hemen alıcıya koşmuşlar: “Yahu eşek gerçekten topalmış! Taşı da satıcı koymuş. Seni fena kandırdı, parayı kaptırdın!”

Alıcı bir anda dövünmeye başlamış: “Vay namussuz vay! Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, asıl o beni kazıklayacaktı!”

İşte çağımız insanının ahlak durumu…

Son zamanlarda “toplumsal çürüme" veya “bozulma” artık adı her neyse üzerinde düşünmediğim tek bir an bile yok.

Biz bu hale nasıl ve neden geldik?

Ben bu vebalin neresindeyim?

Sevgi ve hoşgörünün anavatanı Anadolu nasıl sahtekarlığın, vandallığın, kin ve nefretin tohumlarını büyütüyor?

Fırsat buldukça “Sosyal Çürüme Güncesi” ana başlığında her hafta bu bozulmanın kendimce sebeplerini yazmaya çalışacağım.

Bu hafta “Güvensizlik Sarmalı” üzerinde bir iki kelam etmek istiyorum.

Yukarıdaki eşek hikâyesi maalesef günümüz toplumunun ve ülkemizin aynası gibi.

Herkes birbirinden şüpheleniyor.

Her olayda, her konuşmada, her haberde, her sözde illa bir hile, gizli veya art niyet, bir çıkar aranıyor.

Kimse kimseye tam olarak güvenmiyor. En kötüsü de bu güvensizlik artık günlük hayatın normal bir parçası haline geldi. Bu güvensiz ortama kimse şaşırmıyor.

Bir haber duyduğunda insanlar ilk olarak “Bu doğru mu?,Kim çıkardı bunu, ne çıkarı var?” diye düşünüyor. Birileri bir şey söylediğinde, hemen arkasında başka bir hesap mı var diye bakıyoruz.

Artık sadece olaylara değil, birbirimize de güvenmiyoruz.

Korkunç bir yalan ve güvensizlik ortamı oluşmuş durumda.

Türk sosyal yapısı Hakikat Öncesi ve Hakikat sonrası olarak iki döneme ayrılmış durumda.

Kemal Sayar “Karanlıkta Görmek” adlı eserinde hakikat sonrası toplumu: “Hakikat sonrası toplum, hakikat sonrası siyaset. Hakikat sonrası çağda gerçek ve yalan arasındaki sınır belirsizleşir; dürüstlük ve hilebazlık, kurgu ve hakikat arasındaki o keskin çizgiler silinir. Başka insanları kandırmak, bir meydan okuma, bir oyun ve nihayet bir alışkanlık haline gelir. Böylece ağızdan çıkan sözlere itimadın sarsıldığı, kandırmaca ve hilenin insan ilişkilerinde olağan sayıldığı bir dönemde yaşamaya başlarız. Bu ahlaki görececiliğin izlerini toplumsal narsizme, maneviyatın ve topluluğun çöküşüne veya dijital kültürün yükselişine dek geri sürebilirsiniz. Hakikatin sonu her sağlıklı uygarlığın temeli olan güven duygusunu aşındırır ve bizi “diğerinden kötülük bekleyen kırılgan bir toplum” haline getirir. Hakikat sonrası olmak ahlaki bir alacakaranlıkta yaşamaktır. Davranış ve değerlerimiz........

© HalkTV