Neden antropontolojinin ışığında eğitim felsefesi?
"ÇiF eğitimini almış olan çocuklar hem kullandıkları kavramların anlamı üzerinde daha yetkin bir biçimde düşünebilirler, dili daha iyi bir biçimde kullanabilirler, hem dünyaya uzanışlarında, akranlarıyla olan ilişkilerinde daha bilinçli ve özenli olabilirler, hem de bağlantılı düşünmenin ne denli önemli olduğunu anlayabilirler, yargıda bulunma gücünü doğru kullanmanın da ne anlama geldiğini çok daha erken yaşlarda kavrayabilirler."
Prof. Dr. Betül Çotuksöken ile yeni kitabı üzerine konuştuk.
YENİ KİTABINIZ HAKKINDA KISACA BİLGİ ALABİLİR MİYİZ? NEDEN ANTROPONTOLOJİNİN IŞIĞINDA EĞİTİM FELSEFESİ?
Bir felsefeci olarak üzerinde en çok durduğum konu felsefece düşünmenin, felsefece bilmenin ve ardından da felsefece eylemde bulunmanın, başka bir deyişle de felsefece yaşamanın ne olduğuna dikkati çekmek olarak özetlenebilir. Bu anlayışla, “Felsefenin Gör Dediği” üst başlığıyla kaleme aldığım bu üçüncü kitabımda, yaşamım boyunca hem kuramsal bağlamda hem de eylemsel bağlamda içinde yer aldığım eğitime ilişkin konular çokluğunu dikkate aldım. Eğitim, 1972, hatta çok daha öncesinden beri öğrenen ve kolaylaştıran (bilinçli olarak öğreten demiyorum) olarak bizzat deneyimlediğim gibi, insanın gerçekten insanlaşmasını sağlayan bir durum ve duruş bütünlüğü; gerçekten de insan, yaygın ve/veya örgün eğitim etkinlikleriyle, eğitimsel karşılaşma-karşılama-karşılaştırmalarla birey-kişi-yurttaş-ağdaş olabiliyor ya da bu niteliklerin ideal formlarını yerine getirebiliyor. Eğitim biz insanların olmazsa olmazı temelde. Her birimiz aldığımız yaygın-örgün eğitimle kimliğimizi kazanıyoruz; kendimiz oluyoruz. “Antropontoloji” ise benim öteden beri hem temel bir felsefe disiplini olarak ortaya koyduğum görüşlerimin kavramsallaştırılmış hali hem de benim düşünme ve dile getirme ya da söylem oluşturma yöntemim; kısaca felsefi yöntemim. Felsefenin Gör Dediği 1’de, Antropontoloji ya da İnsan-Varlıkbilgisi’nde genel olarak, dış dünya-düşünme-dil arasındaki ilişkilere özgülendiğimi ileri sürdüğüm felsefenin temel disiplininin ne olduğunu ortaya koymaya çalıştım. Bunun elbette varlıkla ilgili bir söylem üretmek olduğunu belirttim; ancak bu varlıkbilgisi ya da ontoloji, doğrudan insana dayalıydı, insan eksenliydi; insanın düşünmesine ve diline, hatta bireysel diline, başka bir deyişle, söylemine dayalıydı. İşte bu temeli ortaya koymaya çalışarak, bu yaklaşıma, antropontoloji ya da insan-varlıkbilgisi, insan-ontolojisi, son zamanlarda da daha belirgin kılmaya çalıştığım gibi, “insansal ontoloji” diyorum. Son yayımlanan kitabımda da, Felsefenin Gör Dediği’nin üçüncü kitabındaki asıl adıyla, Antropontolojinin Işığında Eğitim Felsefesi başlıklı kitabımda da bu kez eğitimi her yönüyle, kuramsal yanıyla ve eylemsel yanıyla ele aldım; eğitim bağlamındaki tüm ayrıntıları, genellikle yapıldığı gibi -izmlerin tuzağına........
