"Erdoğan yapayalnız kaldı"
İki haber bir gün arayla geldi.
İlki, Gonca Kuriş’in katiliyle birlikte iki Hizbullahçının affıydı.
Erdoğan, gencecik çocukları cezaevlerine, içerdeki çetelerin zulmüne gönderirken Hizbullahçılar için af kararnamesini imzalayıvermişti.
Neredeyse senkronize biçimde, önce İsrail medyasından.. Daha sonra, aralarında Saray medyasının da olduğu mahfillerden çarpıcı bir haber geldi.
Netanyahu, kabinesini toplayacaktı. Hem de “TÜRKİYE GÜNDEMİYLE”.
Gerekçe, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını genişletmesinden duyulan endişeydi. Haberde şöyle deniyordu:
“Suriye yönetiminin ekonomik, askeri ve siyasi yardım alma karşılığında, Rusya’nın Akdeniz kıyısındaki tek üssü Tartus’un yanıbaşında.. Humus’ta, bir askeri üssü Türk ordusuna devretmek için Ankara ile ileri düzeyde görüşmeler yaptığı öne sürülüyor, bunun da İsrail'i ciddi ölçüde endişelendirdiği vurgulanıyordu.”
Gazeteciler, Esad döneminde iktidarın Suriye’nin kuzeyinde yaptıklarını.. Cihatçı örgütlerle ilişkilerini, geleceklerini riske etmek pahasına araştırıp anlattı. HTŞ’nin ansızın ülkeyi ele geçirip Şara’nın ansızın başkan ilan edilmesinden sonra ise bilgi kaynakları tümüyle Erdoğan’ın eline, kontrolüne geçti.
Bu yüzden ne olup bittiğini.. Erdoğan ile Şara arasındaki pazarlıkları ancak böyle dolaylı biçimde anlayabiliyoruz.
Anlayamadıklarımızı da -Şara’nın ricasıyla mı kim bilir- katillerin serbest bırakılmasından.. Suriye lafı geçtiğinde Recep Tayyip ve Bilal Erdoğan’ın gözlerinin parlamasından seziyoruz.
Gözler parlıyor.. Ama dudaklar mühürlü!
Sadece bizler değil.. Öyle görünüyor ki, Bahçeli “aman rahatsız etmeyelim” kibarlığıyla gündemin “dışında” tutuluyor!
Dahası, tahmin etmenin ötesinde, Cumhur Ittifakı’nın fiilen sona erdiğini görüyoruz. Ne bir ziyaret.. Ne bir sevgi dolu........
© HalkTV
