menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güç ve ahlâk üretmekle çöküş ve çürümeye neden olmak arasında hayatiyet taşıyan önemli bir konu

14 0
25.01.2026

Yönetim yalnızca karar vermek değildir; birbiriyle uyumlu ve yapılacak çalışmanın en ince ayrıntılarını ve uygulama yöntemlerini de bilen bir ekip oluşturmak, kararları taşıyacak, uygulayacak ve temsil edecek kadroları doğru seçme imtihanıdır aynı zamanda. Tarih, iyi niyetli fakat yanlış çevrelerle kuşatılmış nice liderin/yöneticinin, farkına bile varmadan kendi eliyle sonunu nasıl da hazırladığını gösteren örneklerle doludur. Yanlış seçilen sadrazamlar, elçiler, müsteşarlar, özel kalemler, müdürler, danışmanlar, yönetim kurulu üyeleri…!

Bu noktada mesele, tek başına liderlik kabiliyeti değil; liderin kimlerle yürüdüğü, kimleri içeri aldığı ve kimlere alan açtığı meselesidir. Zira bir yapının kaderi, çoğu zaman yöneticinin niyetinden ziyade çevresinin niteliğiyle belirlenir.

Bu bağlamda İslam düşüncesinde hayati bir kavram karşımıza çıkar: bitâne. Yani yöneticinin iç halkası, yakın çevresi ve ara kadroları; bir anlamda da ara elemanları.

Burada kullanılan bitâne kelimesi, Türkçedeki “bir tane” anlamıyla hiçbir ilgisi olmayan, Arapça kökenli ilmî bir terimdir. İslam Ansiklopedisi’nde açıklandığı üzere bitâne; Arapça “بطن” (batn: iç, iç yüz, elin içi, karın bölgesi anlamları ifade eden) bir kökten gelir ve yöneticinin iç çevresi, sırdaşı, en yakını, kendisine özel bilgilerin ulaştığı, konuşulduğu ve karara bağlandığı mecralarda duran kimseler anlamını taşır. Yani bitâne, yöneticinin dışarıya görünen yüzü değil; iç dünyasını ve fiilî yönelişini şekillendiren önemli bir halkadır. Bazen bir konuda karar çıkması için sadece bir kişinin, daha doğrusu “bitânemizin” ufak bir dokunuş yapması yeterli olabilir.

Kur’ân-ı Kerîm, bu hususta müminleri açıkça uyarmış ve yöneticinin yahut yetki sahibinin çevresinin ne kadar hayati olduğunu bildirmiştir. Zira bir yapının ahlâkı, çoğu zaman merkezden değil; merkezin çevresinden çözülür.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük etmekten geri durmazlar; sıkıntıya düşmenizi isterler.” (Âl-i İmrân, 3/118 )

Bu ayet, bitâne meselesinin yalnızca bireysel bir ahlâk sorunu değil, doğrudan bir yönetim ve güvenlik meselesi olduğunu ortaya koyar. Zira sırdaş edinilen, içeri alınan ve yetkilendirilen kimseler; zamanla yalnızca işi değil, algıyı, dili, iletişimi, ilişkileri ve yönelimleri de yönetmeye ve belirlemeye başlar.

Bugün en tehlikeli bitâne tipi; hesabı olan, baskın kararlar geliştiren, gizli stratejiler üreten, tek taraflı ve belli kararları dayatabilen, yanlı hareket eden, öfke, arzu ve tepki gibi nefsî dürtülerle davranan kimselerdir. Lider veya yöneticinin, doğal olarak davranacağı, konuşacağı, kırmayacağı usul ve şekilleri dikkate almadan, kendi inisiyatifini kullanarak hareket eden kişilerin tehlikesi, eğer zamanında görülmezse sonuç........

© Haksöz