menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başkasının gölgesinde yürüyenlerin hazin sonu

28 0
19.02.2026

Bugün A‘râf sûresi 38. ayetin ışığında hepimizin zaman zaman sığındığı o meşhur limanı sorgulayalım istedim: Başkasını suçlayarak vicdanı rahatlatma limanı. İnsan ayağı takılıp düştüğünde suçu hemen yerdeki taşa ya da onu o yola sokana atar; fakat ilahî kelam bize bir hakikati hatırlatıyor: Kendi irademizi başkasının cebine koyduğumuzda, yaptığımız hataların yükü sadece o “yol gösterende” kalmıyor. Birinin peşinden körü körüne gitmek, bizi masum bir takipçi olmaktan çıkarıp o yanlışın sessiz ortağı hâline getiriyor. Ayetin çizdiği tablo ise son derece etkileyici: Dünyada “yol arkadaşı” sanılan kimselerin yarın birbirine lanet okuduğunu ve kendi ördükleri azap duvarının altında nasıl hep beraber kaldıklarını görüyoruz. Aslında mesele bir başkasının bizi saptırmasından ziyade, insanoğlunun o saptırmaya ne kadar gönüllü olduğuyla ilgili.

Cehennemin Sosyolojisi: Gruplar ve Lanetleşmeler

Ahirette yüce Allah ya da meleklerden birisi cehennemlik cinlere ve insanlara şöyle diyecektir: “‘Sizden önce cin ve insanlardan geçen ümmetler arasında ateşe girin.’ dedi. Ne zaman bir ümmet (ateşe) girse kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi orada buluştukları zaman sonları ilkleri hakkında, ‘Rabbimiz, işte onlar bizi saptırdılar. Sen de onlara ateşten bir azap ver.’ der. Allah da ‘Herkes için bir kat (azap) vardır fakat bilmezsiniz.’ der.” (el-A`râf 7/38). Ayette cinlerden önce söz edilmesi, insanlardan önce yaratılmış olmaları nedeniyledir. Yine “Ne zaman bir ümmet (ateşe) girse kardeşine lanet eder.” denilmesi,........

© Haksöz