Kayıp masumiyetin izinde
Masumiyet Müzesi’nin romanın en zor tarafını başardığını söyleyerek giriş yapayım. Zira yolumuz uzun.
Yazmakta geç kaldım. Çünkü dizinin ve romanın adında yer alan kayıp masumiyetin peşinde düştüm. Aradım, aradım ve sonunda buldum.
Önce sırayla hakkı sahibine teslim edelim.
Dizide ‘zaman’ bir dekor gibi değil bir süreç gibi akıyor. Bence en zoru buydu ve başarılmış.
İkinci zorluk iki ana karakterin, Kemal ve Füsun’un, kendi hayatları konusunda güvenilir anlatıcılar olmaması. Her ikisi de gerçekte hissettikleri başka iken, başka şekilde konuşabiliyorlar ya da anlamayı izleyiciye bırakıyorlar. İki oyuncu da o kadar iyi ki, konuşmadıkları şeyleri anlamak için zorlanmamız gerekmiyor.
Dizi, romanın atmosferini şaşırtıcı derecede iyi yakalıyor. 70’lerin ve 80’lerin İstanbul’u sokak isimleri, apartman girişleri, dükkân tabelaları, rakı masaları ve aile sofralarıyla bir zihniyet dünyası kuruyor. Nişantaşı sosyetesi kendi içinde steril, kapalı, kendini tekrar eden bir çevre. Kemal’in ailesi taşra kökenli fakir akrabalarla ilişkisini kesmiş; sınıf atlamış olmanın huzursuzluğu bastırılmış bir utanç gibi duruyor. Ama o huzursuzluğu seviyorlar.
Öte yanda Füsun’un ailesi var: fakir ama seküler; anne baba ve kızın aynı sofrada rakı içebildiği, kızlarını güzellik yarışmasına göndermekte sakınca görmemiş bir aile bu. Pamuk, muhafazakârlığın yoksullukla aynı pakette geldiği tezine usulca itiraz ediyor, ya da o yıllarda böyle olmadığını anlatmak istiyor.
Ama romanın asıl meselesi ne dekor, ne Füsun.
Asıl mesele Kemal’in önce seçim yapmaması sonra seçtiğini sandığı şeyin çökmesi.
Kemal başta açıkça toksik. Füsun’la beraber olup, aynı akşam Sibel’le nişanlanabiliyor. İkisini de aynı anda elinde tutabilmek ona adeta bir tanrılık yanılsaması veriyor.
Arzu onda bir düello. İlişki bir güç oyunu. Füsun “Ben sana çok aşık oldum” dediğinde Kemal içinden oyunu kazandığını düşünüyor. Çünkü aşkı önce itiraf eden taraf zayıflamıştır.
TOKSİK ADAMDAN, SABREDEN DERVİŞE…
Kemal’in ilk dönemi “seçmeme imtiyazı”dır. Her şeye erişebilme hali. Sınıfsal güvenliğin verdiği kibir.
Ama Füsun ortadan kaybolunca ve Sibel içi kan ağlayarak bu ilişkiden çekilince bu imtiyaz çöker.
Kemal’in arzusu takıntıya dönüşür.
Geçmişe dönük........
