menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Matem ve aksiyon

75 0
previous day

Peter Heller’ın 2012 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan “Köpekler ve Yıldızlar” (The Dog Stars), kıyamet sonrasını andıran bir dünyada geçiyor. Film boyunca global anlamda neler olup bittiğine dair çok detaylı bilgiler verilmiyor. Tek bildiğimiz, yakın tarihte büyük bir grip salgını yaşandığı, filmin geçtiği bölgedeki insanların çoğunun öldüğü ve uygarlığın çöktüğü…

Yeryüzü’nün, hatta ABD’nin geri kalanında durumun tam olarak ne olduğu hakkında kimsenin bilgisi yok. Filmin duygusal atmosferini ve karakterlerin psikolojisini belirleyen en önemli unsurlardan biri bu belirsizlik… Grand Junction diye bilinen havaalanından gelen telsiz mesajı, filmin ana karakteri Hig’in (Jacob Elordi) geleceğe dair tutunabildiği tek umut… Kaldı ki, hikâye de belirli bir noktadan sonra Hig’in Grand Junction’a ulaşma hedefi üzerinden şekilleniyor.

Hig, elinden her iş gelen eski bir tamirci… Colorado’da terk edilmiş küçük bir havalimanında, çok sevdiği köpeği Jasper ve Bangley (Josh Brolin) adlı eski bir askerle yaşıyor. Hâlâ çalışan eski model uçağıyla terk edilmiş Denver’a düzenli olarak gidip yakıt ikmali yapıyor; ilaç başta olmak üzere işe yarar ne bulursa alıp getiriyor. Gözlerden uzakta, güvenli bir yerde saklanarak yaşayan ve Mennonite’ler olarak anılan küçük Hıristiyan cemaatine uğruyor arada. Oradaki çocuklara ilaç götürüyor, tamir işlerine bakıyor.

“Köpekler ve Yıldızlar”, yer yer western filmlerini akla getiren bir karşıtlık üzerine kuruluyor. Bir yanda, uygarlığın değerlerini savunan yerleşikler, diğer yanda ise istediklerini kaba kuvvetle elde etmeye çalışan vahşi çeteler var. Çetelerin en önemli hedefi, hiç kuşkusuz yerleşikler ve onların sahip oldukları her şey… O yüzden, çetelerin keşfetmekte hiç zorlanmayacakları hayli geniş bir alanda yaşayan Hig ve Bangley’nin en önemli sorunlarından biri güvenlik… Tıpkı filmin ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkan Cima (Margaret Qualley) ve babası Jack (Guy Pearce) gibi… Kaldı ki, Cima ve Jack, western filmlerinde görmeye alıştığımız, Vahşi Batı’nın ıssızlığında hayatta kalmaya çalışan ve her çeşit saldırıya açık çiftçilerden farksızlar…

Hig, geçmişinden kopamayan, matem sürecine henüz nokta koyamayan bir karakter… Yanından hiç ayırmadığı köpeği, geçmişle olan duygusal bağını temsil ediyor. Grand Junction’dan gelen mesaj kafasını........

© Habertürk