menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilim insanları söylüyor, ömür törpüsü insanlar gerçekten varmış!

35 0
16.03.2026

Büyümenin, yaş almanın, aaa kimden neyi saklıyorum, düpedüz yaşlanmanın en güzel yanlarından biri insanın ‘hayatında neyi istemediğini daha iyi anlaması’ ve bu konuda taviz vermek zorunda olmadığı bir evreye geçmesi sanırım! Evet, yaşlanıyorum; bu durumla ilgili kafamda bir dolu düşünce var… Ama Seneca’nın “Gereğinden önce dertlenmek, boşa dertlenmektir” sözlerine tutunup konuyla ilgili bardağın dolu tarafına bakıyorum. Ve dolu tarafta beni en iyi hissettiren şey ‘hayatımda istemediğim, şeyler ve kişiler’le ilgili aldığım kararların ruhumda yarattığı huzur!

Bir arkadaşım vardı. (bu cümlede -di’li geçmiş zaman kullanmak bile yüzümde bir gülümseme oluşmasına neden oldu) Çok, çok uzun zamandır tanışıyorduk. Çok sık olmasa da belirli aralıklarla görüşüp birlikte vakit geçiriyorduk. Doğrusu bu buluşmalarda çıkardığı huzursuzluklar uzun bir süre ‘komik’ gelmişti bana… Gittiğimiz mekanla ilgili şikayetleri, hava durumuna söylenmeleri, dünyaya öfkesi, hem kendine hem çevresindekilere kızgınlığı, sürekli memnuniyetsizliği aramızda espri malzemesiydi. Yıllar boyunca bu ‘Huysuz Şirin’le görüşmenin beni ne kadar yorduğunu hiç düşünmedim doğrusu. Ta ki geçer yıla kadar! Onunla buluştuktan sonra eve dönerken, rahatsız olduğu şeyleri, beni hiç ilgilendirmese de, omuzlarımda bir yük gibi taşıdığımı fark ettim. Onu memnun etmek için harcadığım çabayla ilk göz göze geldiğimde, arkadaşlığımız yıllar içinde lüzumsuz bir dolu saçma sapan şeyle dolu bir ev gibi göründü bana. Durumu onunla konuşmaya çalıştım. Dinlemedi! Her şey onun etrafında dönüyordu… O huysuzluğunun tadını çıkarırken çevresindekileri yuvarladığı karanlığı görmek istemiyordu. Yine her şeyi, tüm olumsuzlukları üzerimize boca ettiği bir sohbetin orta yerinde artık onun öfkesini, onunla birlikte oradan oraya sürüklemek istemediğimi fark ettim. Masa da kalktım, ben giderken o arkamdan bir şeyler söylüyordu… Duymadım, doğru hiç umurumda değildi ne dediği. Neredeyse bir yıldır görüşmüyoruz.

HAYATI ZORLAŞTIRAN İNSANLAR ÇEVRESİNDEKİLERİN HIZ YAŞLANMASINA NEDEN OLUYOR

Geçen hafta The Telegraph’da okuduğum bir haber hatırlattı bana ‘eski arkadaşımı’! Haber, hayatlarımızdaki ‘zor’ insanların ömrümüzü kısalttığı yönünde bilim insanlarının yaptığı bir araştırmayı anlatıyordu.

ABD Ulusal Bilimler Akademisi’nden bilim insanları, kurumun 1915’ten beri yayın yapan dergisinde sosyal ilişkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmanın sonuçlarını yayınlamış. ‘Sürekli sorun çıkaran ve hayatı zorlaştıran’ kişilerin yakın çevrelerindeki insanların sağlık üzerindeki rolü üzerine yapılan araştırmanın sonucu çok ilginç. Bilim insanları ‘hayatı zorlaştıran’ bu tür insanların çevrelerindeki insanların daha hızlı yaşlanmalarına neden olduğunu söylüyor. “Bir insan bizi nasıl yaşlandırabilir?” sorusu geliyor akla… Bilim insanları, bununla ilgili bir sebep-sonuç ilişkisine dair kesin bir kanıt olmadığını belirtip ekliyorlar: “Ancak olumsuz ilişkiler kronik stres faktörleri olarak işlev görüp biyolojik yaşlanmayı ve buna bağlı olarak fizyolojik gerilemeyi hızlandırıyor. Bu tür kişiler karşılarındaki insanları hastalıklara karşı savunmasızlaştırıyor hatta yaşam sürelerini etkiliyor.” Çalışmada konuşulan insanların yaklaşık 3’te 1’i sosyal çevrelerinde en az bir tane böyle ‘hayatı zorlaştıran’ kişinin bulunduğunu söylemiş. Enerjinizi tüketen, yorucu arkadaşlarınızlar en kadar etkileşime geçerseniz durumunuz o kadar kötüleşiyormuş. Bilim insanları bu ‘Huysuz Şirinler’le ilişkinin yaşlanma sürecinde yüzde 1.5’li bir artışa neden olduğuna inanıyor. Hesap şöyle; hayatımızdaki bu ‘zor kişiler’ yüzünden bir takvim yılı içinde 1.015 biyolojik yıl yaşlanıyormuşuz. Çok bir şey değil gibi ama bu süre 10 yılda yaklaşık 2 ay demek oluyormuş!

“Bir insan bizi nasıl yaşlandırabilir?” sorusu geliyor akla… Bilim insanları, bununla ilgili bir sebep-sonuç ilişkisine dair kesin bir kanıt olmadığını belirtip ekliyorlar: “Ancak olumsuz ilişkiler kronik stres faktörleri olarak işlev görüp biyolojik yaşlanmayı ve buna bağlı olarak fizyolojik gerilemeyi hızlandırıyor. Bu tür kişiler karşılarındaki insanları hastalıklara karşı savunmasızlaştırıyor hatta yaşam sürelerini etkiliyor.”

Çalışmada konuşulan insanların yaklaşık 3’te 1’i sosyal çevrelerinde en az bir tane böyle ‘hayatı zorlaştıran’ kişinin bulunduğunu söylemiş.

Enerjinizi tüketen, yorucu arkadaşlarınızlar en kadar etkileşime geçerseniz durumunuz o kadar kötüleşiyormuş. Bilim insanları bu ‘Huysuz Şirinler’le ilişkinin yaşlanma sürecinde yüzde 1.5’li bir artışa neden olduğuna inanıyor. Hesap şöyle; hayatımızdaki bu ‘zor kişiler’ yüzünden bir takvim yılı içinde 1.015 biyolojik yıl yaşlanıyormuşuz. Çok bir şey değil gibi ama bu süre 10 yılda yaklaşık 2 ay demek oluyormuş!

KADINLAR ERKEKLERDEN DAHA ÇOK HAYATI ZORLAŞTIRAN İNSANLARLA KARŞILAŞIYORLAR

Maddi faktörler, iş yeri stresi ve daha bir dolu şeyin yanında arkadaşlarınızla geçirip kafa dağıtacağınız bir sürede onların size daha da yorması kardiyovasküler rahatsızlıklara, bağışıklık sisteminizin çökmesine hatta vücutta iltihaplanmalara neden oluyormuş.

Yaşları 18 ila 103 arasında değişen 2345 kişinin katıldığı çalışmanın sonuçlarından biri de kadınların erkeklere göre sosyal çevrelerinde ‘hayatlarını zorlaştıran’ insanlarla birlikte olma olasılıkları erkeklere göre daha fazla olması… Katılımcılar, daha çok iş yerlerinde bu tür memnuniyetsiz insanlar karşılaştıklarını söylemişler.

Hepimizin hayatında, bazen şakayla karışık da olsa, “Ömrümü yedin” dediğimiz insanların gerçekten ömür törpüsü olduğunun bilimsel olarak kanıtlanması çok ilginç geldi bana.

Haberin okuduktan sonra neredeyse bir yıldır görüşmediğim ‘huysuz’ arkadaşımı düşündüm. Ortak arkadaşlarımızdan haberini alıyorum. Söylemiyorlar ama mızmızlanacağı onlarca konunun yanında benim için de bir dolu olumsuz şey söylüyordur. Onun için şikayet edeceği yeni bir ‘konu’ olduğumu biliyorum. O hiç değişmemiş, oysa ben, görüşmediğimiz şu bir yılda, çok değiştiğimi düşünüyorum. ‘Hayatımda istemediğim, şeyler ve kişiler’le ilgili aldığım kararların ruhumda yarattığı huzurun tadını çıkarıyorum!


© Habertürk