menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Soğuk değil, sahipsiz hikâyeler üşütmesin Erzurum'u

45 0
29.04.2026

Türkiye’de bazı şehirler vardır; geçmişi büyüktür ama bugünü o büyüklüğü taşıyamaz. Bazıları ise tarihini yük gibi görür, üzerini örter, betonun arasında kaybeder. Erzurum, uzun yıllar bu iki sıkıntıyı da aynı anda yaşayan şehirlerden biri oldu. Oysa Erzurum sıradan bir Anadolu kenti değildir. Erzurum kelimelerle anlatılamayan bir şehirdir. Suyunu içen, havasını soluyan bilir.

Bu şehir; Doğu’ya açılan kapıdır, taşla konuşur, kaleleriyle ayakta durur, medreseleriyle hafıza taşır. Ve hepsinden önemlisi, Cumhuriyet’in kuruluş harcında adı yazılı olan önemli şehirlerimizden biridir. Bugün Erzurum’da sessiz ama dikkatle izlenmesi gereken bir değişim, dönüşüm süreci yaşanıyor. 1980’li yıllarda memleketim olan bu şehirde üniversite öğrencisiydim. Liseyi kadim şehirlerimizden Osmanlı eserleriyle dolu Bursa’da okuduktan sonra Selçuklu döneminin imzasını taşıyan tarihi dokuya sahip Erzurum’a döndüğümde, tarihi eserlere karşı soğukluk ve ilgisizlik karşısında şaşırmıştım.

Yıllar sonra bu hafta sonu Erzurum’u detaylıca gezip, inceleme imkânım oldu. Üniversiteli yıllarımızda güzel anılar biriktirdiğim arkadaşım, Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sait Uylaş rehberliğinde şehrin yeni halini keşfettim. Yaşanan değişimi, ortaya çıkarılan eserlerin yeniden şehre kimlik kazandırma çalışmalarını görünce inanamadım. Birisi önüme 10-15 yıl önce bugünkü fotoğrafı koyup, “Erzurum’u bu hale getireceğiz” deseydi, ihtimal vermez, inanmazdım. Değişim o kadar büyük, güzel ve yerinde yapılmış. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i tebrik etmek gerekir. Ama henüz bu yolculuk bitmemiş. Erzurum’un ilçelerini de kapsayacak şekilde devam ediyor.

Ne yapıldı, neyin üzerinde duruluyor?

Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, 2014’ten bu yana görevinin başında. Hem Erzurum’u hem de mahalli idareciliği iyi biliyor. Ankara ile olan sıcak ilişkileri de önü açıyor, işlerini kolaylaştırıyor. Sekmen’in hasletlerine son eklediği ise kentsel dönüşüm ve yenileme… Aslında uzun görev süreleri her zaman bazı tartışmaları da beraberinde getirir. Ancak objektif bakıldığında, elbette eleştirilecek yönleri de vardır, ama Sekmen döneminde kalıcı, etkileyici projeler daha fazla öne çıkıyor.

Yakutiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Üç Kümbetler ve Erzurum Kalesi çevresinde yapılan düzenlemelerle, kentin tarihî dokusunu ortaya çıkarma yönünde atılan adımlar o kadar kıymetli ki, Erzurum’u bilen birisi olarak anlatmakta güçlük çekiyorum. Erzurum Kültür Yolu Projesi’nin ödül alması da zaten yapılan başarılı işlerin bir alkışı konumunda. Ancak Erzurum için asıl hikâyenin yeni başlayacağını özellikle vurgulamak istiyorum. Dağ Mahallesi, Sanayi Mahallesi, Kale çevresi ve bazı ilçelerde eski yapı stokunun yenilenmesi, yeni konut alanları ve çevre düzenlemeleri uzun süredir en çok konuşulan konular arasında yer alıyor.

Kentsel dönüşüm köylere uyar mı?

Şehir merkezindeki dönüşüm başarılı ilerlerken, kırsalda aynı yaklaşımın sorunlar doğurduğu görülüyor. Yol, meydan, park, sosyal alan ve kırsal hizmetler belediyeciliğin klasik başlıkları gibi görülebilir, fakat Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ilçelere hizmet götürme çabası da dikkat çekiyor. Ancak köylerin mahalleye çevrilmesiyle Türkiye genelinde doğaya kamu eliyle daha fazla zarar verilmesi gibi bir durum Erzurum’da da söz konusu. Erzurum’da ilçeleri ve köyleri gezince doğanın nasıl bozulduğuna, kirletildiğine dair tabloyu daha net gördüğümü söyleyebilirim. İlçem Olur’a ve başta köyüm Aşağı Karacasu ve diğerlerine uğradığımda buralardaki değişim hiç hoş değildi. Tablo üzücüydü.

Mesela hane sayısı düşmüş köylere yanlış yöntemli kanalizasyon götürülünce, köyler doğallıklarını kaybetmeye başlamış. Cam gibi akan dereye müteahhit eliyle pislik akıtılır olmuş. Artık mahalle olarak anılan köyümün iki kenarından büyük ve küçük ismi verilen iki çay akıyor. Birine de yeni dönemde kanalizasyon bağlanmış. Böylece berrak, pırıl pırıl akan derenin yanına hayvanlar bile yaklaşamamaya, su içememeye başlamış. Doğanın, belediye/müteahhit eliyle bu şekilde kirletilmesi nasıl izah ediliyor, bilemiyorum. Kentsel dönüşüm ile köylere yapılması gerekenleri karıştırmamak lazım. Köylerde yol kenarlarına beton duvarlar yapmak da çok gereksiz, anlamsız iş olmuş. Doğada o işi yapacak bolca bitki ve ağaç türü var!

Belediye-üniversite iş birliğiyle güzel işler

Erzurum Belediyesi’nin Atatürk Üniversitesi ile yürüttüğü elit damızlık sürü, embriyo transferi gibi projeler; belediyeciliğin alışılmış alanlarının dışına çıkan hamleler olarak değerlendirmek mümkün. Böylece bir yandan Erzurum ekonomisinin omurgası doğrudan........

© Habertürk