Liman sallanıyorsa fırtına küreseldir
Sadece 29 Ocak’tan 6 Şubat’a kadar geçen yedi iş gününde, zirvesinden dibe altın yüzde 21, gümüş yüzde 47, Bitcoin yüzde 33 geriledi. Altının ilk düşüşü yüzde 21’i buldu. Ardından yüzde 12,6 yükseldi, nihai olarak yüzde 8,4 daha geri geldi. Tam bir testere ağzı hareketi. Sanki limana vuran sıradan bir dalga değil, doğrudan tsunami. Sistem sallandı, fiyatlar düştü, güven sarsıldı ve herkes gerçeği aramaya koyuldu.
Küresel piyasalarda yaşananlar artık “düzeltme” kelimesiyle geçiştirilecek türden değil. Altın ve gümüşte Kara Gece ile başlayan büyük sarsıntı, sadece değerli metalleri değil, tüm varlık sınıflarını içine alan bir zincirleme reaksiyona dönüştü. Deprem tek merkezli değildi; artçıları borsalarda, kriptolarda ve hatta tahvil piyasasında hissedildi.
Değerli metallerdeki sert satışlar borsalarda da yankı buldu. Özellikle çip ve yapay zekâ şirketleri öncülüğünde gelen güçlü satışlar, ana endekslerde ciddi kayıplar yarattı. Klasik sektörlere ve görece küçük şirketlere yöneliş bu düşüşü kısmen frenledi. Ancak bu hareketler bir savunma refleksinden öteye geçemedi.
Ortada net bir rotasyon vardı ama daha önemlisi, küresel piyasaları kaplayan ağır atmosfer tek bir gerçeği dayatıyordu: likidite ihtiyacı.
Bu nedenle değerli metaller de satıldı, kriptolar da, hisse senetleri de.
Sorun altının güvenli liman olmaktan çıkması değildi. Sorun, fırtınanın büyüklüğüydü.
Likiditeye sıkışan yatırımcı, önce en kolay satabildiğini satar. Haftanın son işlem gününde hem borsalara hem de ABD tahvillerine yeniden dönüş görülmesi, denge arayışının işaretiydi.
Silah gibi kullanılan ve zayıflaması istenen dolar, ülkelerin rezerv para sisteminden giderek uzaklaşması, Çin ve Rusya’nın yanına Avrupa’nın da eklenerek altın talep etmesi, jeopolitik risklerin art arda gelmesi, Trump faktörünün başlı başına bir jeopolitik risk haline dönüşmesi…
Bunlara bir de finansal piyasalarda fiyatların aşırı şişmesi ve........
