menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Benim mağduriyetim, sizin haklılık sebebiniz olmasın!

15 0
23.08.2026

Geçmişte yaşadığım kırılganlıkları bugün kendinize savunma malzemesi yapmayın. Size yaşanmış, benim hayatımdan bir kesiti anlatmak istiyorum.

2024 yılının sonlarına doğru, henüz evliliğim hukuken sona ermeden bir iki ay önce, eşimle uzun süren bir ayrılık döneminden geçiyorduk. Hayatımın oldukça zor ve karmaşık bir süreciydi. Evliliğimin bitmesini istemiyordum çünkü eşimi çok seviyordum. Yaşadığım kırgınlıklar ve hayal kırıklıkları arasında duygusal olarak ayakta kalmaya çalışıyordum.

O dönemde sosyal medya aracılığıyla, cinsiyet ayırt etmeksizin bazı insanlarla hem kafamı dağıtmak hem de mesleki anlamda yeni insanlarla tanışmak amacıyla iletişim kurdum ve sohbet ettim. Bunlardan biri, zor zamanlarımda bana arkadaşça destek olan biriydi. Zamanla aramızdaki iletişimin onun açısından farklı duygulara dönüşmeye başladığını hissettim. Ancak benim zihnim ve kalbim hâlâ evliliğimdeydi. Yaşadığım tüm sorunlara rağmen sevdiğim insanla yeniden bir araya gelebileceğime ve evliliğimi kurtarabileceğime dair umutlar taşıyordum.

Duygusal olarak oldukça yıpranmış ve ne yapacağımı bilemez bir hâlde­ydim. Kendimi toparlamaya çalışırken, kimi zaman kadın ya da erkek fark etmeksizin, bana iyi geldiğini düşündüğüm insanlarla konuşmaya ihtiyaç duyuyordum. Bugün geriye dönüp baktığımda, o dönemde verdiğim bazı kararların sağlıklı bir ruh hâliyle alınmış kararlar olmadığını daha net görebiliyorum.

Bu süreçte, evliliğimizi yeniden değerlendirmemize vesile olabileceğini düşünerek, son derece yanlış ve bugün asla tasvip etmediğim bir yöntemi denemeyi kabul ettim. Eşimi kıskandırmanın, belki de ilişkimize yeniden bakmasına neden olabileceğini düşündüm. Bu düşünce doğrultusunda, karşılıklı konuşmalar sonucunda, gerçekte olmayan bir yakınlığım varmış gibi algılanmasına neden olabilecek bir tutum sergilendi.

Bugün açıkça söyleyebilirim ki bu, hayatımdaki en anlamsız ve yanlış tercihlerden biriydi. Ne beklediğim sonucu verdi ne de yaşadığım süreci değiştirdi.

31 Aralık 2024 tarihinde yaşanan bu girişimin ardından hayatımda hiçbir şey değişmedi. Bu noktadan sonra daha fazla uzatmanın da bir anlamı olmadığını düşünerek, 10 Ocak 2025 tarihinde evliliğim resmen sona erdi.

Boşanmanın ardından yaşadığım süreç benim için son derece ağırdı. Hayata, insanlara ve sosyal çevreme karşı kendimi geri çektim. Bir süre kendi iç dünyama kapandım, birçok insanla iletişimimi kestim ve sosyal medya ile bağımı büyük ölçüde kopardım.

Aylar sonra, 2025 yılının sonlarına doğru yeniden sosyal medyada yer almaya başladım; ancak bu kez geçmişte yaşadıklarımdan ders çıkarmış, kendi çizgimi belirlemiş ve hayatıma farklı bir yerden bakmaya çalışan biri olarak.

Bugün 22 Ağustos 2026. Siz bu satırları yarın okuyacaksınız.

Bu yazıyı kaleme alma nedenim, geçmişte yaşadığım ve detaylarına burada girmeyi uygun bulmadığım bazı olayların zaman zaman farklı yorumlara ve tartışmalara konu edilmesidir.

Yakın zamanda yayımladığım, “Evliysen, önce evine sadık kal. Mutsuzsan, boşan ama asla aldatma.” başlıklı düşüncem üzerine bana bazı tepkiler yöneltildi.

Bana yöneltilen tepkinin temelinde, geçmişte benim de evliyken ancak eşimle uzun süren bir ayrılık döneminde olduğumuz sırada, evliliğimi kurtarma umuduyla ve yalnızca eşimi kıskandırmak amacıyla başka biriyle gerçek bir gönül ilişkim varmış gibi bir izlenim oluşturduğum ve bugün karşı tarafın uzun süredir devam eden ilişkisine yönelik eleştiride bulunduğum yönündeki değerlendirme vardı.

Benim burada açıklamak istediğim şey çok açık: Ben o yazıyı herhangi bir kişiyi hedef alarak........

© Haberton