menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

On Sekiz Bin Âlem Tabirinin Manası ve Kaynağı Nedir?

33 0
05.04.2026

Âlem, “alâmet ve nişan koymak” mânasındaki alm veya “bilmek” anlamındaki ilm kökünden türetilmiş olup yaratıcısının varlığına alâmet teşkil eden, onun mevcudiyetinin bilinmesini sağlayan demektir. İnsanlar, cinler ve melekler gibi akıl sahibi varlıkları ifade etmek için âlemûn-âlemîn, diğer varlıkları belirtmek için de avâlim şeklinde çoğulu kullanılır. Birinci şekliyle canlı cansız bütün varlıkları anlatması da mümkündür. Hz. Ali’ye nispet edilen ve insanın tek başına bütün âlemleri temsil ettiğini benimseyen görüşe dayanılarak âlem kelimesinin bazen sadece insan için kullanıldığı da olmuştur. Genel kullanımda âlem teriminin kapsamlı tarifi maddî veya mânevî olan varlıkların hepsini içine alır: tabiat âlemi, ruh âlemi, akıl âlemi, melekler âlemi, edebiyat âlemi, İslâm âlemi gibi.1

İbn Kesir âlem ile ilgili şöyle demektedir: Âlem; mümkün olan şeylerin tam bir toplamıdır, dolayısıyla sebebi kendisi değildir. Bilakis zorunlu, ezeli olan ve varlığının sebebi de kendisi olan bir cevherdir.2

Tasavvuf yönünden ise ilk sûfîler özellikle tasavvufu tarif ederken âlem, kevn ve halk kelimelerini kullanmışlar ve bunlara dünya ve âhiret manası vermişlerdir. Ebû Amr ed-Dımaşkī tasavvufu “âleme eksik gözle bakmak ve hatta ona karşı gözü kapamaktır” şeklinde, Şiblî de sûfîyi “halktan (âlem) ilgisini kesen ve Hakk’a eren kişi” diye tarif etmişlerdir.3 Mutasavvıflara göre âlem son derece geniştir. Allah’ın öyle yaratıkları vardır ki yeryüzünden ve burada insanların yaşamakta olduklarından bile haberleri yoktur. Tasavvufî eserlerde bu genişliği ifade etmek için 18.000 veya 360.000 âlemin mevcut olduğundan bahsedilmiştir.4

Âlem kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de, gerek kâinatı gerekse özel olarak insanlar topluluğunu ifade etmek amacıyla ve hepsi de “âlemîn” şeklinde çoğul olmak üzere yetmiş üç âyette geçmektedir. Bunların kırk ikisinde “Rabbü’l-âlemîn” terkibiyle zikredilerek Allah Teâlâ’nın canlı cansız bütün varlıkların İlâhı olduğu vurgulanmıştır. Bunun yanında gelmiş geçmiş bütün insan türü anlamında kullanıldığına şu âyet işaret etmektedir:

Şânım hakkı için, eğer Rabbinden (size) bir yardım (bir zafer) gelirse, (onlar)mutlaka: “Şübhesiz biz sizinle berâberdik!” diyeceklerdir. Hâlbuki Allah, âlemlerin sînelerinde bulunanları en iyi bilen değil midir?5

Yine başka bir âyette âlem, Peygamber Efendimiz (sav) için kullanılmıştır ve şöyle geçmektedir:

(Ey Resûlüm!) (Biz) seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.6

Bu âyette Sevgili Peygamberimiz (sav) için kullanılan “âlemlere rahmet” tabirindeki “âlemîn” kelimesiyle bütün yaratıkların kastedildiği yolunda genel bir kanaat vardır.

Hadislerde ise âlem kelimesi “bütün insanlar, müminler” manasında ve ayrıca “Rabbü’l-âlemîn” şeklinde hadislerde de geçmektedir.7

Klasik tasavvufi edebiyatımızda sıkça geçen 18 bin âlem tabirlerinden kasıt; 18 bin âlem çokluk arz eden her durum için kullanılan bir tabirdir. Nitekim âlem (çokluğu avâlim), dünya, cihan, evren anlamının yanında mecazi olarak insan gönlü, insan tabiatı, insan görüş ve düşüncesi, var olan her şeyin keyfiyeti, kemiyeti anlamı taşır. “Her insan ayrı bir âlem.” derken insanın iç dünyası; “bitkiler âlemi, hayvanlar âlemi” derken bu varlıkların kendine özgü yapıları, nizam ve çevre şartları kastedilir. Kısaca âlem, tanınmaya ve idrak edilmeye muhtaç her varlık, anlam ve haldir.8

On Sekiz Sayısı Nereden Gelmektedir?

On sekiz bin âlem ifadesi âyette veya hadiste geçen bir tabir değildir. Hatta İbn Kesir tefsirinde, bazı alimlerin "18 bin" âlem dediklerine yer verdikten sonra, bu tür yorumların garip olduğunu, sağlam bir delile dayanması gereğine vurgu yapılmıştır.9

On sekiz sayısı ile ilgili Türk kültür medeniyetinin İslâm öncesi ve İslâm sonrası dönemlerinde birçok inanca rastlanmaktadır. Bunlardan bazılarını aktaracak olursak; “Anadolu'daki Türkmen Yörükleri arasında yaygın olan Tepegöz hikâyesinden........

© Habername