menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gençlik ve mahşer bilincine dair...

17 145
19.02.2026

Gençlik, devamlı erteleyen ve öteleyen bir dönemin öznesi değil;Hesabın en ağır yazıldığı safhadır...

Gençlik, insanın kendini en güçlü hissettiği; fakat hakikate karşı en savunmasız olduğu çağdır.

Gençlik zamanın bol, imkânların sınırsız olduğu bir dönemden geçiyor.Çoğu zaman Allah'a karşı mesuliyetini'de ertelediği bir evreyi yaşıyor.

“Sonra düşünürüm”, “ileride düzeltirim”, “nasıl olsa tevbe ederim” Gibi cümleler, gençliğin en yaygın iç diyaloğudur.

Oysa Kur’ân’ın bakışı ile gençlik, ertelenmiş bir dönem değil; Hesabın en ağır yazıldığı safhadır.

Modern algı gençliği şöyle tanımlar:“Hata yapılır, sonra düzeltilir.”“Gençtir, olur böyle şeyler.”“Şimdi yaşa, ileride tövbe edersin.”

Kur’ân ise gençliği ertelemeye açık bir boşluk olarak görmez. Çünkü insanın kalbi, karakteri ve alışkanlıkları bu dönemde şekillenir.

Kur’ân’a göre insan, ne zaman akıl baliğ oluyorsa, sorumluluk da o anda başlar. Yani gençlik, “henüz sayılmayan” bir zaman değil; hesaba dâhil edilen ilk büyük safhadır.

Kur’ân’ın pek çok ayetinde insanın yaptığı en küçük tercihin bile kayda geçtiği vurgulanır. Bu kayıt, yaşa göre hafiflemez. Dolayısıyla gençlik, defterin boş olduğu değil; ilk satırların yazıldığı dönemdir.

Allah tasavvuru, bir insanın kaderini belirleyen en derin zihinsel ve kalbî çerçevedir.

Yani Allah’ı nasıl tanıyorsak, günaha karşı duruşumuz, tevbe anlayışımız ve hayatla kurduğumuz bağ da öyle şekillenir.

Allah’ı sadece cezalandıran bir kudret olarak tanıyan genç, günah karşısında ya inkâra savrulur ya da ümitsizliğe düşer.

Allah’ı yalnızca affeden olarak gören ise üzerindeki sorumluluk bilincini gevşetir, ona tayin edilen istikameti hafife alır.

Hâlbuki Kur’ân’ın inşa ettiği Allah tasavvuru ve bilinci ;Rahmeti sonsuz, adaleti mutlak, affı........

© Habername