Öğrenmenin Sırrı Hatırlamakta Gizlidir
Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra öğrenmenin büyük ölçüde sona erdiğini düşünenler yanılıyor. Aslında tam tersi doğrudur. Mezuniyet, sürekli öğrenmeyi gerektiren yeni bir dönemin başlangıcıdır. Meslek hayatında başarılı olmak isteyen bir mühendis, doktor, hukukçu, öğretmen, girişimci ya da yönetici, kendisini sürekli geliştirmek zorundadır. Yeni teknolojileri takip etmek, değişen bilgileri öğrenmek ve bunları gerektiğinde doğru şekilde kullanabilmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Peki gerçekten etkili öğrenme nedir?
Çoğumuzun cevabı benzerdir: Daha fazla okumak, daha fazla tekrar yapmak, daha uzun süre çalışmak…
Oysa Aklında Kalsın (Make It Stick) kitabının ikinci bölümü, öğrenmeyle ilgili yaygın kabul gören bu düşünceye önemli bir itiraz getiriyor. Yazarlara göre kalıcı öğrenmenin temelinde, bilgiyi tekrar görmek değil; gerektiğinde hafızadan “geri çağırabilmek” (retrieval practice) yatıyor.
Bu durum ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir. Çünkü yıllardır bize "Tekrar et, tekrar oku, altını çiz…" denildi. Oysa tekrar okumak, çoğu zaman bize yalnızca bir öğrenme hissi verir. Sayfadaki bilgiler tanıdık görünür… Konuya hâkim olduğumuzu zannederiz. Fakat, kitap kapandığında ya da biri bize basit bir soru sorduğunda, aynı bilgileri hatırlamakta zorlanabiliriz.
İşte kitabın ikinci bölümü tam da bu noktaya dikkat çekiyor. Öğrenme ile tanıdık gelme hissi aynı şey değildir. Gerçek öğrenme, bilgiye ihtiyaç duyduğunuz anda onu zihninizden geri çağırabildiğinizde ortaya çıkar.
Bilgiyi Hatırlamak, Bilgiyi Güçlendirir
Bir üniversite dersinden çıkmak üzere olduğunuzu düşünün. Öğretim üyesi dersin sonuna doğru şöyle bir soru soruyor: Bugün üzerinde durduğumuz üç temel kavram neydi?
Çoğumuzun ilk refleksi, bilgisayarımızı açmak, kitaba veya notlarımıza bakmak olur. Çünkü cevap gözümüzün önündeyken kendimizi daha güvende hissederiz. Oysa beynimiz tam da o anda farklı bir şeye ihtiyaç duyar:
Notlara bakmadan birkaç dakika durup düşünmek… kavramları zihnimizde yeniden canlandırmaya çalışmak… Eksik olduğumuz noktaları fark etmek…
İşte hafizadan “geri çağırma” stratejisi tam olarak budur.
Bu yöntem yalnızca bilgimizi ölçmez; aynı zamanda onu güçlendirir. Başka bir ifadeyle, kendimizi sınamak sadece "Ne kadar biliyorum?" sorusunun cevabını vermez; aynı zamanda, öğrendiklerimizi uzun süreli hafızaya (long-term memory) daha sağlam yerleştirir.
Bu yüzden, hatırlamaya çalışmak sadece “öğrendim mi?” sorusunu cevaplamak için yapılmaz. Bu çabanın kendisi öğrenmeyi güçlendirir. Bir bilgiyi her hatırlamaya çalıştığınızda, onu zihninizde biraz daha sağlamlaştırırsınız.
Neden Kendimizi Test Etmek Bu Kadar Etkilidir?
Bir konuyu tekrar tekrar okumak kolaydır. Sayfalar tanıdık gelir. Altını çizdiğiniz cümleleri görünce, "Bunu biliyorum." diye düşünürsünüz.
Fakat, beyniniz için kolay olan her zaman en etkili yöntem değildir.
Araştırmaların ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri şudur: Bir bilgiyi hafızanızdan her hatırlamaya çalıştığınızda, o bilgi zihninizde biraz daha güçlenir ve daha kalıcı hâle gelir. Psikolojide bu duruma “test etkisi” (testing effect) adı verilir. Buradaki "test", not verilen bir sınav anlamına gelmez. Kastedilen, kişinin kendisini sınayarak öğrendiklerini hafızasından geri çağırmaya çalışmasıdır.
Bu nedenle başarılı öğrenciler ve alanlarında uzmanlaşmış kişiler, aynı sayfaları tekrar tekrar okumak yerine konu hakkında kendilerine sorular sorar, öğrendiklerini anlatmaya çalışır veya düzenli olarak kendilerini test ederler. Çünkü bilirler ki, bir konuyu gerçekten öğrenip öğrenmediğiniz, ihtiyaç duyduğunuzda onu hatırlayabiliyor olmanızla belli olur.
Biraz Zorlanıyorsanız Doğru Yoldasınız
Çoğumuz ders çalışırken akıcı ilerleyen bir çalışmanın daha verimli olduğunu düşünürüz. Her şeyi hemen hatırlayabiliyorsak kendimizi başarılı hissederiz. Oysa Make It Stick kitabındaki çalışmalar bunun tam tersini söylüyor.
Bir sorunun cevabı hemen aklınıza gelmeyebilir. Birkaç saniye durur, düşünür, zihninizde farklı bağlantılar kurarsınız. Sonra bir anda cevap belirir. İşte öğrenmenin en değerli anlarından biri budur.
Çünkü bu küçük zihinsel çaba veya zorlanma, psikolojide effortful retrieval olarak adlandırılır. Bu yöntem, Türkçe’ye "çaba gerektiren geri çağırma" şeklinde çevrilebilir.
Araştırmalar, biraz emek harcanarak hatırlanan bilgilerin, kolayca hatırlanan bilgilere göre çok daha kalıcı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, bir sorunun cevabını hemen hatırlayamamak her zaman kötü bir şey değildir. Asıl önemli olan, biraz düşündükten sonra doğru cevaba ulaşabilmektir.
Meslek hayatında da benzer durumlarla........
