Kur’an’ın Öğrettiği Denge: Sevgi ve Korku
1447 Ramazan’ının ortalarını geçmiş durumdayız. Kur’an ayı olan bu Ramazan’da Rabbimiz, tüm ümmet-i Muhammed ile birlikte bizlere de bereketler, müjdeler, esenlikler ve zaferler versin. Bu kutsal ayın çok kıymetli günlerini ve gecelerini değerlendirmeyi bizlere nasip etsin.
Ümmet diyarları maalesef yine “şeytanın dostları” tarafından kan gölüne çevrildi. Bu zulme karşı, duaların en çok kabul olduğu bu günlerde fiilî ve kavlî dualarımızı çoğaltalım.
Kur’an ayı olan Ramazan’da bendeniz de meal hatmi yapmaya çalışıyorum. Dikkatimi çeken ayetlerin tefsirlerine göz atarak cehaletimi azaltma yoluna gidiyorum. İşte bugün Hac Suresi’nin mealini dinlerken O'nun ilk ayetleri dikkatimi celbetti:
“Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah’ın azabı çok dehşetlidir!” (1-2)
ALLAH’TAN KORKMAK MI, ALLAH’I SEVMEK Mİ?
Günümüzde çokça söylenen ve kabul gören bir söylem vardır:“İnsanları Allah ile korkutmayın. Allah’tan korkmak yerine insanlara Allah’ı sevmeyi öğretin.”İlk bakışta doğru gibi gelen ve oldukça yaygın kabul gören bu anlayış aslında eksiktir.Çünkü Allah’ımız Kur’an’ında kendisinin sevilmesini ister, merhametini dile getirir. Bu doğrudur; fakat tek başına yeterli değildir. Rabbimiz aynı zamanda yukarıdaki ayetlerde açıkça görüldüğü gibi kendisinden korkulmasını da ister. Yani bunu emreder.
Konuyu biraz detaylandırırsak şöyle bir manzara çıkar karşımıza: İnsanlığa gönderilen son mesaj olan ve bir bakıma “insan kullanım kılavuzu” olarak da nitelendirilebilecek Kur’an’da; müjdenin, sevginin, merhametin, iyiliğin ve esenliğin yurdu olan Cennet ile korkunun, azabın ve acının mekânı olan Cehennem kavramları birlikte ve neredeyse aynı yoğunlukta zikredilir.
Kur’an’da Rabbimiz kendisini insanlara tanıtırken sevgisinden ve merhametinden bahsedip müjde verdiği gibi; aynı zamanda azabından ve gazabından da söz ederek insanları uyarır ve korkutur. Burada önemli bir incelik vardır: Bazı insanlar korku ile, bazıları ise müjde ile motive olurlar. İnsanları yaratan Rabbimiz olduğuna göre onları en iyi tanıyan da elbette O’dur.
RAHMET VE GAZAP AYETLERİ
Birkaç örnekle bunu belgeleyelim.Allah’ın merhameti Kur’an-ı Kerim’de her şeyi kuşattığı, gazabını geçtiği ve tövbe edenleri bağışladığı şeklinde vurgulanır. Özellikle A‘râf 156, Zümer 53 ve Fussilet 46 gibi ayetler O’nun sonsuz şefkatini, affediciliğini ve kullarına olan lütfunu anlatır.
A‘râf Suresi 156. ayet:“…Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır…”Zümer Suresi 53. ayet:“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”Kur’an’da gazap ile ilgili ayetler de vardır. Gazap; inkârcılık, şirk koşma, büyüklük taslama, münafıklık, çirkin hayasızlıklar ve verilen sözden dönme gibi ağır suçların sonucu olarak ortaya çıkar. Fetih 6, Mü’min 35 ve Şûrâ 16 ayetlerinde bu gazabın şiddeti vurgulanmaktadır.Fetih Suresi 6. ayet:“O münafık erkeklere, münafık kadınlara, Allah’a karşı kötü zanda bulunan müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük çemberi kendi başlarına dönsün. Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi onlar için hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!”Bakara Suresi 90. ayet:“…Böylece Allah’ın indirdiği Kitap’ı inkâr ederek kendi nefislerine karşı büyük bir kötülük işlemişlerdir. Allah’ın kullarından dilediğine lütfuyla ayetlerini indirmesini hazmedemeyip gazap üstüne gazaba uğramışlardır…”
(Ayrıca şu ayetler de konuya misaldir: Mücadele 14, Nisâ 93, Mâide 80…)Konu ile ilgili daha pek çok ayet ve hadis vardır. Sahabe efendilerimiz ve âlimlerimiz de bu meseleyi geniş ve derin bir şekilde ele almışlardır.
Bendeniz de bu yazımda, Hac Suresi’nin ilk ayetlerini dinlerken dikkatimi çektiği için konuyu gündeme getirmek istedim.
KONUYU AÇIKLAYAN İKİ HADİS
Şu iki hadis konuyu oldukça net bir şekilde açıklamaktadır:
a) “Rahmetim gazabımı geçmiştir.”b) “Eğer mü’min Allah’ın azabının nitelik ve niceliğini bilseydi cenneti ummazdı. Kâfir de Allah’ın rahmetinin nitelik ve niceliğini bilseydi O’nun cennetinden asla ümidini kesmezdi.”( Müslim, Tevbe 23 )
