menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İÇİMİZDEKİ SİYONİSTLER

12 0
04.03.2026

"Heyhat! Ne olduysa oldu! Hangi alçaklık şırıngası vurulduysa vuruldu. Türkiye'yi ele geçiren kuvvetin beyninde Batı kanseri belirdi. İman savaşıyla kazandığımız her şey, pazara çıkarıldı. Alperenlik mefkuresi, dünya malına ve düşmanın saltanat vaatlerine boğduruldu. Pazarlık korkunçtu: Batı uşağı bir çıkarcılar hizbinin saltanatına evet demek için, bizim bütün kültür ve imanımızdan koparılmamız isteniyordu. DEVLETİ ELE GEÇİRENLERLE PAZARLIĞI YAPANLAR AYNI KİŞİLERDİ...

Vatanımız düşmanlarca işgal edildiği zaman biz, İstanbul'dan, İzmir'den, Erzurum'dan, Trakya'dan Anadolu'yu kurtarmaya koştuk. Elimizde Kuran'la, dilimizde Peygamberle, gücümüzü tarihimizden, devletimizden, Hilafetimizden, vatan sevgimizden alarak koştuk. Hutbelerle, "Misak-ı Milli"lerle, ilahilerle, Tekbirlerle büyük cihadı başardık. Ama KÖR NEFİS ERBABI HAM ERVAHLAR BİZİ ALDATTILAR. Bir tek parti ve hizip adına, sözde Cumhuriyeti kurar kurmaz, ilkin Alperenleri ipe çektiler. Hemen ardından Hilafeti, onun 1400 yıl mukaddes cihad yaptığı Hristiyan ülkelerin merhametlerine, aç biilaç sürdüler." diyordu şeyhülmuharririn Ahmet Kabaklı, Alperen isimli eserinde. Ve hiç de haksız değildi. Zira İngiliz siyasetçi Lord Curzon, Türkleri Kuran'dan ayırmadıkça yenmenin imkanı olmadığını vurgulamıştır. Ayrıca, Türkler'in Lozan'da devlet kurmalarına neden izin verildiğine dair eleştiriler artınca, kendisi Türkler'in asıl şimdi bittiğini, bir daha eski güçlerine asla dönemeyeceklerini dile getirerek sebebini ise Türkleri ruhen ve manen öldürdüklerini ifade etmiştir.

Merhum Cemil Meriç de Bu Ülke isimli o eşsiz eserinde Miller'ın Yunanistan'a giderken iki öğrenci gençle tanıştığından bahseder. Miller, Yunanlı talebeyi insanca duygu ve düşüncelerinden dolayı ve yine memleketinin havasını taşıyıp yansıttığı için çok beğenirken, diğer genç Türk talebeyi ise Amerikan kafalı olduğu için hiç beğenmez. Hayat yokmuş Türkiye'de!

Miller: Ne zaman olacak?

Türk talebe: Ne zaman biz de Amerika gibi, Almanya gibi olursak.

Bu diyaloğu Miller şöyle bitiriyordu: "Hayatı hayat yapan madde idi, makine idi ona göre." Merhum Meriç ise bu genci, "Sürgüne gider gibi yurduna dönen bu bahtsız delikanlı, uzun bir zincirin son halkalarından biri. Ne Avrupalı ne Asyalı. Ne Fransız ne Türk. Kopmuş ve bağlanamamış." olarak tanımlıyordu.

Amerika'da dil eğitimi aldığım dönemde, sınıfımızda yaşça bizden biraz küçük, giyim-kuşam, hayat tarzı olarak bizden epey uzak saf bir kız vardı. Amerika'da kaybolup gitmesin diye yer yer kendisine tavsiyelerde bulunuyorum. Meğer, Amerika'da ablasıyla yaşıyormuş. Düşünce olarak etkilenmeye başlamış ve bu durum da ablasının dikkatini çekmiş olacak ki, bir gün geldi ve bana "Engin abi, ablamla da konuştum. Bizim tek kutsal kitabımız var. O da Nutuk!" diyerek, kendi yolunu (yollarını) net bir şekilde ortaya koydu. O günden sonra, bu tarz mevzulara da bir daha hiç girmedik. Zaten o levılı tekrar almak zorunda kalınca, ayın sonunda sınıflarımız da ayrılmış oldu.

Bir başka gün Türkiye'de bir arkadaşıma........

© Habername