menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hobi Bahçeleri: Devlet Vatandaşına Alan mı Açıyor, Alan mı Daraltıyor?

12 0
07.04.2026

Son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında aynı manzaraya şahit oluyoruz: Bir sabah uyanıyorsunuz, yılların emeğiyle kurduğunuz küçük bir hobi bahçesi, birkaç ağaç, bir kulübe… kepçelerin önünde.

Elektrik kesilmiş. Su kesilmiş. Sonra yıkım…

Devletin vatandaşa gösterdiği güç, bazen en çok kendi vatandaşının emeği üzerinde hissediliyor.

Bir Çelişkinin Hikâyesi

Türkiye’de tarım arazileri üzerine yapılaşma konusunda getirilen sınırlamalar belli: 5 dönüme 30 metrekare.

Kağıt üzerinde bakıldığında “tarımı koruma” gerekçesiyle mantıklı gibi sunulan bu düzenleme, sahaya indiğinizde bambaşka bir gerçekle karşılaşıyor.

Şu soruyu sormak zorundayız:

Dünya standartlarında bir hayvanın yaşayacağı ahırın metrekaresi bile belirlenmişken, insanın nefes alacağı, doğayla bağ kuracağı alan neden bu kadar daraltılıyor?

Bir hayvana bile yaşam alanı ölçüsü koyan sistem, kendi vatandaşına “fazlası yasak” diyorsa, burada bir denge sorunu vardır.

Hobi Bahçesi mi, Suç Mahalli mi?

Bugün Anadolu’nun birçok yerinde insanlar şehirlerin betonundan kaçıp küçük bir bahçede nefes almak istiyor.     •    Toprağa dokunmak     •    Bir ağaç dikmek     •    Çocuğuna doğayı göstermek

Ama devlet bu isteği çoğu zaman “kaçak yapı” olarak görüyor.

Oysa aynı devletin, bazı bölgelerde:     •    Kaçak yapılaşmaya göz yumduğu,     •    Elektrik hırsızlığının yıllarca sürdüğü,     •    Kanunsuz yapıların dokunulmaz hale geldiği

gerçeği de ortada duruyor.

İşte asıl kırılma burada başlıyor.

Adalet Her Yerde Aynı mı İşliyor?

Vatandaşın en büyük isyanı şu:

“Devletin gücü bana mı yetiyor?”

Bursa’da yıkım var, Fethiye’de yıkım var, başka şehirlerde benzer tablolar…

Ama başka bölgelerde aynı kararlılığı göremiyorsunuz.

Bu durum, hukukun uygulanmasında eşitsizlik algısını büyütüyor.

Devletin en büyük gücü, kepçesi değil; adalet duygusudur.

O duygu zedelenirse, geriye sadece korku kalır.

Empati Eksikliği ve Yönetim Sorunu

Sorunun özü teknik değil, insani.

Karar vericiler şu soruyu kendine sormuyor:

“Ben o vatandaşın yerinde olsam ne hissederdim?”     •    Yıllarca birikim yap     •    Küçük bir bahçe kur     •    Ailece umut bağla     •    Sonra bir günde her şey yok olsun

Bu sadece bir yapı yıkımı değildir. Bu, bir hayalin yıkımıdır.

Tarım mı Korunuyor, İnsan mı Uzaklaştırılıyor?

Eğer amaç gerçekten tarımı korumaksa, çözüm yasak değil, planlama olmalı.     •    Kontrollü hobi bahçeleri     •    Altyapısı düzenlenmiş alanlar     •    Vergilendirilmiş ve denetlenmiş sistem

Devlet isterse hem tarımı korur hem vatandaşını mutlu eder.

Ama bugünkü yaklaşımda görülen şu:

Koruma adı altında uzaklaştırma.

Devlet vatandaşına alan açtıkça büyür, daralttıkça küçülür.

Bugün yıkılan sadece bir hobi evi değildir. Yıkılan, vatandaşın devlete olan güvenidir.

Devletin gerçek gücü, vatandaşını korkutmak değil, ona huzur vermektir.

#devlet #koruma #uzaklaştırma #toprak #kanun


© Habererk