menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Günah Keçileri Üzerinden Siyaset: MHP Tartışmalarına Dair

12 0
07.04.2026

Son yıllarda bu ülkede bir alışkanlık oluştu. Ne zaman bir mesele karmaşıklaşsa, ne zaman bir yapı içinden çıkılması zor bir sürece girse, hemen bir “günah keçisi” bulunuyor. O kişi ya da o isim üzerinden herkes rahatlıyor, vicdanlar sözde temizleniyor, mesele basitleştiriliyor.

Ben o noktada duruyorum. Ve diyorum ki: Bir mesele bu kadar kolay açıklanabiliyorsa, orada mutlaka bir eksik vardır.

Ben hiçbir zaman bana sunulan hazır kalıplarla düşünmedim. Algı mühendislerinin önümüze koyduğu paketlenmiş gerçeklikleri olduğu gibi kabul etmedim. Sordum, sorguladım, araştırdım. Sonra kendi vicdanımda tarttım.

Bugün gündem Devlet Bahçeli sonrası tartışmaları, Milliyetçi Hareket Partisi içindeki hareketlilik ve istifalar…

Ve yine aynı refleks devrede: Bir isim seçiliyor, üzerine yükleniliyor, bütün yük onun omzuna bırakılıyor.

Dün aynı sofrada oturulan, aynı yolda yürünülen insanlar bugün bir anda “sorunun merkezi” ilan ediliyor. Bizim mahalle bunu sever. Düşene vurmayı sever. Ama bu karakter meselesidir.

Duruş dediğiniz şey, rüzgâra göre saf değiştirmek değildir.

Sinan Ateş Meselesi Üzerinden Kurulan Basit Denklem

Bu acı olay üzerinden de yine aynı kolaycılık yapılıyor. Bir isim belirleniyor ve bütün sorumluluk oraya yıkılıyor.

Ben buna inanmıyorum.

Bu kadar büyük, bu kadar hassas bir meseleyi tek bir kişiye indirgemek, hem gerçeğe haksızlıktır, hem de Sinan Ateş’e vefasızlıktır.

Eğer bir olay bu kadar büyütülüp sonra bu kadar basite indiriliyorsa, orada hakikat değil, kurgu aranmalıdır.

“Tasfiye” Söylemi ve Algı Operasyonu

Bugün “MHP’de tasfiye var” deniliyor. Peki soralım:

Bu yapı dün nasıl şekillendirildiyse, bugün de aynı akılların, aynı odakların etkisi yok mu?

Daha açık konuşalım: Dün kim tasfiye ettiyse, bugün de aynı irade sahnede olabilir mi?

İşte bu soruları sormadan, sadece bir ismi hedefe koyarak yapılan değerlendirmeler, siyaset analizi değil, algı operasyonudur.

Bahçeli Sonrası Tartışmaları: Gerçeklik ve Abartı

Devlet Bahçeli sonrası MHP ne olur?

Bu soru elbette sorulabilir. Ama bu sorunun cevabını “şu gelir, bu gider” basitliğine indirgemek siyaseti bilmemektir.

MHP bir kişiden ibaret değildir. Bir misyonun adıdır.

Bu misyonu sürdürebilecek çok sayıda isim vardır. Dolayısıyla her potansiyel kadro bir “genel başkan adayıdır.”

Ama şunu da unutmayalım: Siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır.

Bugün kesin dediğiniz, yarın yok hükmündedir.

Asıl Tartışılması Gereken: MHP’nin Kuruluş Mantığı

Asıl mesele şu sorudur:

Bu soruya dürüst cevap vermeden bugünü anlayamayız.

Soğuk Savaş yıllarında, Amerika Birleşik Devletleri ve Batı’nın, Sovyetler Birliği yayılmacılığına karşı geliştirdiği “yeşil kuşak” stratejisinin bir parçası mıydı?

Evet, bu da tartışılmalıdır.

O gün bu bir “vatan savunması” olarak görüldü. İnançla, dava şuuru ile, bayrak sevgisiyle yürütüldü.

Ama bugün dönüp bakınca şunu sormak zorundayız:

Bu mücadele ne kadar bizimdi, ne kadar yönlendirildi?

Bu soruları sormadan yapılan her yorum eksiktir.

Sonuç: Kolaycılığa Kaçmayın

Bugün yapılan en büyük hata şudur:

Büyük meseleleri küçük isimlere indirgemek.

Bu hem gerçeği gizler, hem de toplumu yanıltır.

İzzet Ulvi Yönter’i günah keçisi ilan ederek bu meseleyi çözemezsiniz. Aksine, meselenin üzerini örtmüş olursunuz.

Gerçek analiz; kişiler üzerinden değil, sistemler, akıllar ve süreçler üzerinden yapılır.

Bir davayı ayakta tutan şey, insanlar değil; o davanın sorgulanabilme cesaretidir.


© Habererk