menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taslak Metnin Satır Aralarında Saklı Yeni Türkiye!

300 0
19.02.2026

“Terörsüz Türkiye” diye yola çıkıp adını “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olarak değiştiren komisyonun sonuç raporu taslağı yayımlandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Komisyonu’nun 21’inci toplantısında taslak rapor 47 kabul oyuyla kabul edildi.

Her sayfasının üzerinde kocaman “TASLAK” yazıyor. Fakat metinde; bu etiket Türk Milleti’nin kaygısını azaltmıyor, tam tersine artırıyor. Çünkü metin, niyetini artık saklamıyor; itirazı zorlaştıracak bir dil kuruyor.

Rapor metninin dili tam olarak böyle çalışıyor.

Bir yanda “üniter devlet”, “toprak bütünlüğü”, “resmî dil” gibi kalın çizgiler var. Öte yanda, aynı metnin takdiminde bir cümle çıkıyor karşınıza: “Türklerin, Kürtlerin ve Arapların… diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak…”

Şimdi durup sormak gerekiyor: Devlet vatandaşına “millet” diyerek mi konuşuyor, yoksa toplumu etnik başlıklara ayırıp “kardeş halklar” toplamı gibi mi tarif ediyor?

Bu soruyu sormak kötü niyet değil. Tam tersine, iyi niyetin suistimal edilmesini engelleyen bir refleks. Çünkü bu ülkede “dil”, sadece dil değildir.

Dil, hukuk üretir; siyaset üretir.

Yarın birileri o cümlenin üzerine basarak yeni bir kimlik mimarisi kurmak isterse, bugün “niyetimiz o değildi” demenin kıymeti kalmaz.

Aynı gerilim başka bir cümlede daha var: “Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu…”

İyi niyetli bir “tansiyon düşürme” çabası gibi görülebilir. Ama sorun şu: Onur da gurur da etnik kimlik kartları üzerinden dağıtılacak duygular değildir.

Devlet, “onuru” ve “gururu” etnik kaplara paylaştırdığı anda, ortak değerlerin harcını güçlendirmek yerine ayrışmanın zeminini hazırlar.

İstese de istemese de.

“Af Algısı Olmasın” Deniyor, Sonra “Sonuçları Tümüyle Ortadan Kaldıracak” Yasa Öneriliyor

Raporun en kritik kırılma noktası hukuka geldiğimizde ortaya çıkıyor.

Metin, “cezasızlık ve af algısı oluşmamalı” diye not düşüyor.

Ama aynı bölümde, “amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç” olduğu yazıyor.

Üstelik bu “müstakil yasa” için, “sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak” ölçüde kapsayıcılık tavsiye ediliyor.

Bu denklem, metnin kendi içinden taşan bir çelişki üretiyor: Hem “af algısı olmayacak” diyorsunuz, hem de “sonuçları tümüyle ortadan kaldıracak” kadar geniş bir düzenleme öneriyorsunuz. Metni okuyan burada ister istemez şunu soruyor: Bu, “genel af” demeden af etkisi üreten bir özel kanun tasarımı mı?

Eğer değilse, bunun sigortası nerede?

Hangi madde hangi........

© Habererk