Terör Örgütüyle "Açılım" Safsatası
Terör örgütü pkknın üst düzey yöneticisi Duran Kalkan’ın açıklamaları ve örgütün uzantılarının eylemleri, Türkiye’deki olası bir “çözüm” arayışının ne denli büyük bir siyasi safdillik, toyluk, tecrübesizlik olduğunu kanıtlamaktadır. Son dönemdeki dört kilit gelişme ve Kalkan’ın tahlilleri, örgütün ve çevrelerinin tek bir amaca kilitlendiğini göstermektedir: Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü karşılığında siyasi statü kazanımı.
Bölgesel Statü Arzusu
Örgütün elebaşı Abdullah Öcalan’ın, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’ye mektup yazarak Türkiye’deki süreci bölgeye taşımaya çalışması ve Barzani'nin kanalı Rudaw’ın ulus-devlet çağrıları, Kürt siyasi hareketinin nihai hedefinin Türkiye sınırlarını aşan bir coğrafi statü arayışı olduğunu gösterir. Bu arayışın en somut kanıtı, terör örgütü Pkknın Suriye kolu olan SDG’nin işgal ettiği topraklarda “Rojava Futbol Federasyonu” kurarak CONIFA’ya (FIFA’ya bağlı olmayan bölgeler birliği) üye olması ve bu sözde oluşumun stadyuma terörist ismi verip Öcalan’ın fotoğrafını asmasıdır; bu durum, pkk bizden farklı' masalını kendi eliyle çürütmektedir. Meclis’teki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi komisyonuna 57 gençlik örgütünden oluşan Gençlik Örgütleri Forumu (GOFOR) tarafından sunulan talepler ise, Milli Devleti hedef alan ve bölücü hareketlerin ajandasını Meclis zeminine taşıyan üçüncü kilit gelişmedir. Dördüncüsü ise, örgütün hukuki uzantısı Asrın Hukuk Bürosu'nun, Meclis’teki eleştirilere karşı "kandan beslenenler" gibi hakaretleri kullanması, davanın hukuki değil, ideolojik bir şantaj davası olduğunu kanıtlamaktadır.
Vazgeçilmez Tek Şart: Öcalan'ın Fiziksel Özgürlüğü
Terör örgütü Pkknın üst düzey yöneticisi Duran Kalkan’ın son açıklamaları, örgütün bütün siyasi söylemini tek bir amaca kilitlediğini, Türkiye’deki sürece dair nihai tutumunu sert bir dille ilan ettiğini ve müzakere masasının sadece bir ultimatom masası olduğunu kanıtlıyor. Kalkan, hükümetin yaklaşımını "taktik" ve "politika" olarak nitelerken, kendilerinin ise demokratik siyaset stratejisinde kararlı olduklarını ancak bunun mutlak bir şarta bağlı olduğunu belirtiyor.
Kalkan, örgütün tavizsiz tutumunu tekrarlıyor ve hükümetin "yeni bir pişmanlık kanunu çıkaracakları" iddialarını dahi alaycı bir dille reddediyor: "Dağ, doğura doğura fare doğuracak. Sonunda yeni bir pişmanlık kanunu çıkaracaklar. O bir kişiyi bile etkilemez. Bu dağdan hiçbir savaşçıyı Önder Apo’nun özgürlüğü dışında hiç kimse........
