menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı ruh, aynı hava: Son 90 dakika

7 0
friday

Türkiye, Romanya karşısında aldığı 1-0’lık galibiyetle sadece bir maçı kazanmadı; uzun süredir hasret kaldığımız o duyguyu, yani “inanma” hissini yeniden yeşertti. Dünya Kupası yolunda yarı finali geçmek, teknik bir başarıdan çok daha fazlasıydı. Bu galibiyet, bir neslin hafızasında yer eden 2002 FIFA Dünya Kupası ruhunun yeniden sahaya yansımasıydı.

Beşiktaş’ın mabedi Vodafone Park, dün gece sadece bir stadyum değil; adeta bir zaman makinesiydi. Tribünlerde açılan “Aynı Ruh, Aynı Hava” koreografisi, geçmiş ile bugünü birbirine bağladı. Maç öncesi sahne alan mehter takımı ise bu atmosferi zirveye taşıdı. O anlarda futbol sadece bir oyun olmaktan çıktı; tarih, kültür ve aidiyet duygusuyla birleşti.

Sahaya döndüğümüzde ise Vincenzo Montella’nın tercihleri yine tartışma konusuydu. Ancak şu gerçeği artık kabul etmek gerekiyor: Türkiye, belki de tarihinin en geniş ve kaliteli oyuncu havuzlarından birine sahip. Kim oynarsa oynasın, dışarıda kalan mutlaka tartışılacak. Bu da aslında gücümüzün bir göstergesi.

Bu gücün en parlak simgelerinden biri ise şüphesiz Arda Güler. Henüz çok genç olmasına rağmen sahada sorumluluk almaktan çekinmeyen, oyunu yönlendiren ve fark yaratan bir yıldız. Attığı asist, sadece bir pas değil; bir vizyonun, bir özgüvenin ürünüydü. O pası gole çeviren isim ise Ferdi Kadıoğlu oldu. TFF’nin maç görselinde Ferdi’ye yer vermesi, sanki kaderin küçük bir cilvesi gibiydi. Futbol bazen böyle hikâyeler yazmayı sever.

Şimdi önümüzde son bir engel var: Kosova. Final niteliğindeki bu karşılaşma, sadece bir maç değil; bir dönüm noktası olacak. Kazanırsak, Amerika’da düzenlenecek Dünya Kupası’nda yerimizi alacağız. Ve o zaman, yıllardır süren özlem sona erecek.

Bu galibiyetin bir diğer önemli yanı ise Avrupa basınındaki yankısı oldu. Uzun zamandır eleştirilen, küçümsenen Türk futbolu; yeniden saygı görmeye başladı. Bu da gösteriyor ki başarı, sadece sahada değil, algıda da kazanılıyor.

Sonuç olarak Türkiye, Romanya karşısında sadece 90 dakika oynamadı; bir hikâye yazdı. Bu hikâyenin sonu nasıl bitecek bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var: Bu takım, bu ruhla oynadığı sürece her şey mümkün.

Şimdi sırada son 90 dakika var. Ve belki de yeni bir tarihin başlangıcı…


© Habererk