Müslümanın parasıyla müslümanı vurmak
Dünya siyasetinde artık inkâr edilemeyen bir gerçek var: Güç, sadece silahla değil, o silahın finansmanıyla kurulur. Ve bugün bu finansmanın önemli bir kısmı, Müslüman coğrafyasının zenginliklerinden gelmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri, küresel hâkimiyetini devasa askeri bütçesiyle sürdürürken; bu bütçenin görünmeyen damarlarında Körfez ülkelerinin petrol dolarları dolaşmaktadır. Güvenlik anlaşmaları adı altında ödenen milyarlar, aslında bir bağımlılık zincirinin halkalarıdır.
Bu zincirin en acı halkası ise Filistin’de ve İran da kopmaktadır. İsrail’in askeri gücü, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri desteğiyle ayakta dururken; kullanılan silahların, bombaların ve mühimmatın arkasında dolaylı olarak yine Müslüman coğrafyasının parası bulunmaktadır.
Daha da sarsıcı olan şudur: Suudi Arabistan’ın petrol gelirlerinin yanı sıra, hac ve umre gibi kutsal ibadetlerden elde ettiği milyarlarca dolarlık gelirler de küresel finans sistemine akmaktadır. Bu sistem içinde eriyen bu paralar, doğrudan ya da dolaylı biçimde savaş ekonomisinin bir parçası haline gelmektedir.
Sonuç? Yıkılan şehirler… Evsiz kalan aileler… Annesiz, babasız büyüyen çocuklar… Ve toprağa düşen binlerce masum… Bugün ortaya çıkan tablo şudur: Müslümanın kazandığı, başkasının silahına; o silah da yine Müslümanın canına yönelmektedir. Bu artık sadece bir siyaset tartışması değildir. Bu, açık bir vicdan muhasebesidir. Çünkü mesele sadece kimin güçlü olduğu değil; kimin ödediği ve kimin öldüğüdür
