Bir “arınma süreci” de Süleymancılar başlatmalı!
Son derece parlak bir zekâya sahip olan ilim adamı Süleyman Hilmi Tunahan, uzun müddet İstanbul’un önemli camilerinde vaaz ederek, insanlara İslâmiyet’in güzelliklerini anlattı.
CHP tek parti diktatörlüğünün hüküm sürdüğü 1939 yılında ise ilim ve irşad vazifesini çekemeyenler tarafından ihbar edilerek tutuklandı.
Tüm baskılara ve takibata rağmen Hakk’ı haykırmaktan, gençlere ilim öğretmekten vazgeçmeyen Tunahan Hoca, vaizlik maaşını talebeler için infak ederek, yüzlercesinin okumasını sağladı.
1944 yılında ikinci kez tutuklanarak, “Birinci Şube Tabutlukları”nda günlerce işkence gördü.
CHP’nin “Milli Şefi” İsmet İnönü tarafından, 1946 yılında “vaizlik belgesi” elinden alındı.
1949 yılına gelindiğinde, Kur’ân kurslarının açılmasına sınırlı da olsa müsaade eden kanunun yürürlüğe girmesiyle bir nebze rahatladı.
Süleyman Hilmi Tunahan Hoca, Demokrat Parti iktidarında da benzer gerekçelerle tutuklandı.
Buna rağmen, yapılan seçimlerde öğrencilerine yine merhum Adnan Menderes’e oy vermelerini tavsiye etti.
Sebebi sorulduğunda ise;
“Evlatlarım! CHP dinime saldırıp dinimi yok etmek istiyor, DP ise bana saldırdı. Bana saldıranı affederim, ama dinime, imanıma saldıranı katiyen affedemem” cevabını verdi.
İşte böyle büyük bir din adamı olan Süleyman Hilmi Tunahan’dan dolayı kendilerini “Süleymanlılar” diye nitelendiren…
Kamuoyunda ise “Süleymancılar” olarak bilinen mezkûr cemaat, günümüzde Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki öğrenci yurtları ve Kuran kursları aracılığıyla devasa bir yapı halini aldı.
Merhum Süleyman Hilmi Tunahan’ın kurduğu çizgiden uzaklaşan, Diyanet ile sürekli anlaşmazlık yaşayan ve el konulmasın diye mülklerini üyelerinin üzerine kaydeden “Süleymancılar”ı diğer İslami oluşumlardan farklı kılan en büyük özellikleri ise her dönem siyasetle iç içe olmalarıydı…
Merhum Tunahan’ın ardından yerine gelen damadı Kemal Kacar, 1965'te Millet Partisi'nden, 1969'da da Adalet Partisi'nden milletvekili seçilmişti.
Kacar’dan sonra cemaatin başına geçen Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun da Mesut Yılmaz hükümetinde kısa bir süre Ulaştırma Bakanlığı yaptı.
AK Parti ile yıldızı barışmayan Denizolgun, 2002 seçimlerinde ANAP’a, ardından da MHP’ye destek verdi.
Denizolgun’un 2016 yılında, kanlı FETÖ darbe girişinden yaklaşık 2 ay sonra sırlarla dolu vefatının ardından cemaatin başına Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Gülderen Denizolgun’un oğlu Alihan Kuriş geldi.
Kuriş sonrası cemaat, İyi........
