menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sıfır Atık Projesi’nin çok boyutlu etkileri

20 0
06.04.2026

Gündemin yoğunluğu ne yazık ki esas üzerinde durmamız gereken konuları ihmal ettiriyor. Bunlardan birisi de sıfır atık konusudur. Dünyanın sıcak savaşların içinde bulunduğu,  enerji temelli krizlerle hemhal olduğu günlerdeyiz. Bir yandan enerji güvenliği ve tedariki, diğer yandan buna bağlı olarak pandemi döneminden beter olacağı projekte edilen tedarik zincirleri kırılması, gıda krizi senaryoları ile içiçeyiz…

Tam da bu aşamada köklerimizden kaynağını bulan, inancımızla beslenen bir anlayışın çağdaş izdüşümü karşımıza çıkıyor. Tabiata saygı, yaratılanı sev yaratandan ötürü anlayışı, tasarruf, israfın önlenmesi düşüncelerinin birlikte harman edildiği “Sıfır Atık” konusu…

Türkiye’de 2017 yılında Saygıdeğer Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi, teknik bir atık yönetimi programının ötesine geçerek güçlü bir siyasi sahiplenme ve liderlik örneği sunmuştur. Projenin kısa sürede kurumsallaşması, yaygınlaşması ve uluslararası düzeyde kabul görmesi, idari kapasiteyle birlikte üst düzey temsil ve savunuculukla mümkün olmuştur.

Bugün itibarıyla ulaşılan 90 milyon tonluk geri dönüşüm hacmi, projenin ölçeğini ve sistematik başarısını ortaya koymaktadır. Bu miktarın bileşenlerine bakıldığında; 36,1 milyon ton kağıt-karton, 10,2 milyon ton plastik, 3,5 milyon ton cam, 9,6 milyon ton metal ve 30,6 milyon ton organik ile diğer geri kazanılabilir atıkların ekonomiye yeniden kazandırıldığı görülmektedir. Bu dağılım, Türkiye’de atık kompozisyonunun çeşitliliğini yansıtmakla birlikte, geri dönüşüm altyapısının farklı atık türlerini işleyebilecek kapasiteye ulaştığını da göstermektedir.

Geleneksel “al-kullan-at” yaklaşımının yerine, kaynakların sistem içinde tutulmasını hedefleyen bu model, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturmaktadır. Proje kapsamında elde edilen yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı, çevre politikalarının maliyet unsuru olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik değer üreten mekanizmalara dönüşebileceğini kanıtlamaktadır. Bu katkı geri kazanılan hammaddelerle sınırlı değildir; aynı zamanda enerji, su ve yakıt tasarrufu üzerinden dolaylı ekonomik kazanımlar da içermektedir.

Örneğin, geri dönüşüm faaliyetleri sonucunda 270 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlanmış; bu miktar 54 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer bir büyüklüğe ulaşmıştır. Benzer şekilde 2 trilyon litre su tasarrufu, İstanbul’un yaklaşık iki yıllık su tüketimine karşılık........

© Haber7