CHP’de arınma mı ayrılma mı?
CHP’de sular durulmuyor. Her gün yeni bir hamle ile parti içi iktidar mücadelesi daha ileri bir boyuta taşınırken, bazı isimler itidal ve uzlaşma çağrısında bulunuyor. Bunlardan biri de İstanbul Milletvekili İlhan Kesici. Kesici, yaptığı kapsamlı X paylaşımında Adalet Partisi’nden Demokratik Parti’nin doğuşuna giden süreci ve bunun Türk siyasetine etkilerini hatırlattı. Bu değerlendirme, CHP’de bugün yaşanan gelişmeler açısından da dikkat çekici tarihsel çağrışımlar taşıyor.
Sayın Kesici’nin bu paylaşımı “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” kabilinden idi… Muhtemeldir ki, anlaması gerekenlerin bir kısmı anlamıştır ama bir de doğrudan geline söyleyip anlaşılmayı kuvvetlendirmek gerek…
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşundan günümüze içinde çok sayıda bölünme, ayrılma, ayrışma hadisesi vardır. Çünkü CHP’nin geçmişi demek hizip demek, parti içi iktidar mücadelesi demek, kavgalı günler demektir… Hainlik mevzuu da hiç yeni değildir, gelen gideni hain ilan eder…
Yani, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, aynı zamanda hizip mücadelelerinin, liderlik krizlerinin ve ayrılıkların tarihidir. Bu mücadeleler çoğu zaman kişisel rekabetlerden kaynaklanmış ama partinin ideolojik yönelimi, toplumsal tabanı ve siyasal işlevi üzerine yürütülen tartışmalar üzerinden yürütülmüştür...
9 Eylül 1923’te kuruluşu ilan edilen CHP’de ilk büyük ayrılık, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşandı. Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar gibi Milli Mücadele’nin önde gelen isimleri, yönetimin giderek merkezileştiği düşüncesiyle ayrılarak 1924 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdular. Bu parti, ekonomik liberalizm, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve siyasal çoğulculuk taleplerini savunuyordu. Ancak Şeyh Said İsyanı sonrasında ilan edilen Takrir-i Sükûn döneminde kapatıldı.
1930 yılında Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası ise doğrudan bir kopuş hareketi olmaktan çok kontrollü muhalefet denemesi niteliğindeydi. Buna rağmen kısa sürede geniş toplumsal ilgi toplaması, CHP içindeki farklı eğilimlerin bağımsız siyasi hareketlere dönüşme potansiyelini ortaya koydu.
Çok partili hayata geçiş sürecinde CHP’nin en önemli iç muhalefeti Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından temsil edildi. Dörtlü Takrir olarak bilinen girişimin reddedilmesi üzerine bu isimler CHP’den ayrılarak Demokrat Parti’yi kurdular. Demokrat........
