“Yeni” deyince yeni olunur mu?
Ataların sözüdür, bal deyince ağız tatlanmıyor. İmamoğlu ve Özel çizgisi “arınma” sürecindeki CHP’den istifa ederek kendi partilerini kurdular ve adını Yeni Parti olarak ilan ettiler.
Siyasal hayatımızda üçüncü kez bu isimle bir parti kurulmuş oldu. Diğer ikisinin akıbeti kapanmak olmuştu. Bu Yeni’nin devam mı edeceği yoksa bir süre sonra kepenk mi indireceğine millet karar verecek.
Siyasal hayatta "yeni" kavramı kronolojik bir başlangıcı ifade eden bir sıfat olmanın ötesinde güçlü sembolik, psikolojik ve siyasal anlam katmanlarına sahip bir kavramdır. Bir siyasi partinin adında "yeni" sözcüğünün tercih edilmesi, kamuoyuna yeni bir tüzel kişiliğin ortaya çıktığını duyurmanın dışında mevcut siyasal düzene, yerleşik siyaset anlayışına ve geçmişteki uygulamalara yönelik bir mesafe koyma iddiasını da içerir. Bu nedenle "yeni" kavramı siyasal iletişim bakımından değişim, yenilenme, reform, umut ve geleceğe yönelim gibi olumlu çağrışımları harekete geçiren güçlü bir söylem unsurudur.
Bununla birlikte siyaset bilimi açısından bir partinin gerçekten "yeni" olarak nitelendirilebilmesi kuruluş tarihinden veya isminden çok; kurucu kadroları, ideolojik yönelimi, siyasal programı, örgütsel yapısı, karar alma mekanizmaları, siyaset üretme tarzı ve topluma önerdiği alternatif üzerinden değerlendirilir.
Siyasi partilerin ortaya çıkışı farklı dinamiklerin ürünüdür. Kimi partiler mevcut siyasal düzenin ürettiği sorunlara karşı yeni bir toplumsal ve siyasal paradigma geliştirme iddiasıyla doğarken kimileri mevcut partilerden kopuş sonucunda şekillenir. Siyaset bilimi literatüründe "ayrılıkçı parti" olarak tanımlanan bu ikinci kategori, çoğunlukla aynı siyasal geleneğin devamı niteliğindedir. Kurucu kadrolar, siyasal kültür, örgütsel hafıza ve seçmen profili büyük ölçüde önceki partiden devralınır. Böyle bir durumda hukuken yeni bir örgütün ortaya çıkmış olması siyasal anlamda yeni bir hareketin doğduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Bu noktada temel soru şudur: Gerçekten yeni olan nedir? Eğer değişim parti ismi, hukuki statü veya lider kadrosundaki sınırlı farklılaşmadan ibaretse ve buna karşılık siyasal zihniyet, örgütlenme anlayışı, yönetim kültürü, karar alma süreçleri ve politika üretme biçimi önemli ölçüde korunuyorsa ortada bulunan oluşumu yeni bir siyasal paradigma olarak değerlendirmek güçleşir. Şayet yeni kadrolar, farklı bir siyaset anlayışı, yenilenmiş kurumsal kültür, özgün politika önerileri ve toplumsal talepleri farklı biçimde yorumlayan bir yaklaşım geliştirilebilmişse "yenilik" iddiası içerik ve........
