Kurbanı bayrama dönüştüren muhteşem süreç
Bugün bayramın ikinci günü…
Kurbanı bayrama dönüştüren ve birkaç bin yıllık arka planı olan muhteşem bir süreç var ve biz bu kez bir diyalektik geliştirip ‘kurban’ ve ‘bayrama’ dair bir mülahaza sunalım…
Yazıya da izninizle bir sualle başlamak isterim.
Kurban denince neden insanların akına hep bir hayvanın kesilmesi olgusu gelir?
Doğrusunu isterseniz bunu tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem.
Oysa kurban denince benim aklıma, imanın dünya hayatına galebesi, teslimiyetin heva ve hevesi “teslim” alması ve insan idrakini zorlayan, imanın mücessemleşerek nurdan bir heykele dönüştüğü kutlu bir hadise gelir.
Malum, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’in her türlü şeytani vesveseye rağmen teslimiyet bayrağını iman kalesinin burçlarına dikip, bir insanın vazgeçebileceği en son şeyi yani canı, rabbinin emrine sunmasıyla başlayan o fevkalade hadise...
İşte bu, her bayramda o kutlu hadisenin yâd edilmesi sadedindeki kurban ibadeti; aklı gözüne inmiş ve imanın deruni buutunu yitirmiş zavallılar tarafından, ne yazık ki saçma sapan birtakım spekülasyonların malzemesi yapılarak, denaet adına sergilenen özgün örneklerin konusu olmuştur.
“Zırva te’vil götürmez” hakikati mucibince, bu zavallılar hakkında bir şeyler söylemeyi gereksiz görüyorum.
Bununla........
