menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cellat devlet ve adaletin infazı

27 0
02.04.2026

Dünya, soykırımcı İsrail’in cezaevlerinde, tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan “modern engizisyon” dönemi barbarlığına tanıklık ediyor.

Gazze’deki soykırımın dumanları tüterken, İsrail bu kez “adalet” maskesini tamamen fırlatıp atarak Filistinli mahkûmlar için idam cezasını yasalaştırdı.

Soykırımcı İsrail’in Meclisi’nde (Knesset) hafta başında 48’e karşı 52 oyla kabul edilen idam yasası, sadece ceza kanunu değişikliği değil; Filistin halkının topyekun imhasına yönelik atılmış pervasız bir adımdır.

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in ısrarıyla onaylanan yasada, “İsrail’in varlığını inkar etme amacıyla bir İsrailliyi öldürmek” idam cezasına çarptırmak için gerekçe gösteriliyor.

Bu yasa, askeri mahkemelerde geniş bir şekilde yorumlanan “terör” suçlamasıyla yargılanan Filistinlilere idam cezası vermenin yolunu da açıyor.

Üstelik bu karar için “oy birliği” bile gerekmiyor; basit çoğunluk yeterli görülüyor. Bu, dünya hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir “yasal soykırım” girişimidir.

Yasaya göre, karanlık infazlar İsrail Cezaevi Servisi tarafından, kimliği gizlenecek ve cezai dokunulmazlık hakkı tanınacak gardiyanlar tarafından asılma yoluyla gerçekleştirilecek.

İdama mahkum edilen Filistinlileri, yetkili kişiler dışında kimsenin ziyaret etmesine izin vermeyen yasaya göre, avukat görüşmeleri ise sadece görüntülü olacak.

İşgal altındaki bölgelerde yaşayan Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesi halinde af ve temyiz yolunun kapanacağı da yasada yer alıyor.

Bu ırkçı idam düzenlemesinin en karanlık ve faşizan yüzü, evrensel hukuk ilkelerini değil, doğrudan etnik kökeni ve kimliği hedef alan bir “hukuki apartheid” düzenlemesi olmasıdır. Aynı topraklarda yaşayan Yahudi yerleşimciler en ağır şiddet eylemlerinde bulunsa bile sivil mahkemelerin “şefkatli” kollarına bırakılırken, Filistinliler askeri mahkemelerin insafına ve celladın ipine terk edilmektedir.

Tezatlarla dolu hukuksuz tablonun en karanlık figürü, koltuğunu korumak için aşırı sağcıların her türlü sapkın talebine boyun eğen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dur.

Batı’ya “Hukuk devletiyiz” diyen Netanyahu, sadist uygulamalarda birbiriyle yarışan aşırı sağcı koalisyon ortaklarını memnun etmek için yargısız infazları yasallaştırmış; kendi siyasi ikbali için adaletin boynuna ilmiği geçirmiştir.

Yani İsrail’in idam yasası, Netanyahu’nun iktidar hırsı ile Ben-Gvir’in kanlı fantezilerinin birleştiği noktada doğmuştur. Bu yasa ile İsrail, sadece bir işgal gücü olmadığını, aynı zamanda resmî olarak bir “cellat devlet” hâline geldiğini dünyaya ilan etmiştir.

İsrail’in Soykırım Laboratuvarları

İsrail cezaevleri birer “alıkoyma merkezi” değil, uluslararası hukukun ve insan haklarının infaz edildiği karanlık dehlizlerdir.

Ketziot, Megiddo, Ofer ve Damon gibi cezaevlerinde ağır baskı, istismar, aç bırakma, kasıtlı tıbbi mahrumiyet, fiziksel ve psikolojik şiddet gibi çeşitlilik gösteren birçok işkence yöntemi, soykırım politikası olarak acımasızca uygulanıyor.

Uykusuz bırakma, çocuk bezi bağlanarak zorla çıplak bırakma, tırnak çekme ve elektrik verme gibi insanlık dışı uygulamalar artık İsrail cezaevlerinde sıradan sorgu yöntemleri hâline gelmiş........

© Haber7