Parçalanmış Coğrafyadan Ortak Geleceğe
Bir asırdır İslam dünyasının kaderine baktığımızda karşımıza çıkan manzara pek de iç açıcı değildir. Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilmesinin ardından, İslam coğrafyası savaşların, işgallerin, darbelerin ve dış müdahalelerin gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Sınırlar değişmiş, yönetimler değişmiş, hatta rejimler değişmiştir; ancak değişmeyen tek şey, bölgenin dış güçlerin nüfuz mücadelesine sahne olmasıdır.
Bugün Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan geniş İslam coğrafyasında milyonlarca insan kendisine: "Acaba İslam dünyası kendi geleceğini yeniden kendi elleriyle inşa edebilir mi?" sorusunu sormaktadır.
Son dönemde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ilk defa şekillelen Mekke merkezli iş birliği girişimleri işte bu soruyu yeniden gündeme taşımaktadır. Buna Katar, Mısır ve Endonezya gibi ülkelerin de ilgi göstermesi, meselenin yalnızca bölgesel bir diplomatik gelişme değil, daha geniş bir arayışın parçası olduğunu düşündürmektedir.
Tarih insanlığa önemli bir gerçeği öğretmektedir: Büyük medeniyetlerin önce ortak bir ideal etrafında birleşilerek ayağa kaldırıldığı gerçeğini tarih tüm insanlığa defalarca göstermiştir.
Anadolu'nun Haçlı istilalarıyla karşı karşıya kaldığı dönemde Sultan I. Kılıçarslan' ın Anadolu beylerini ortak bir mücadeleye çağırması, Alpaslan’ın Bizans........
