Her şeyim var ama huzurum yok diyenlere!
İnsan, hayat dediğimiz bu uzun yolculukta çoğu zaman bir yol ayrımına gelir.
Farkında olsun ya da olmasın…
Aslında mesele çok basittir:
Ya bir düzene dahil olursun…
Ya da sahipsizliği “özgürlük” zannedersin.
Bediüzzaman Said-i Nursi hazretleri , Sözler adlı eserinde bu hakikati iki yolcu üzerinden anlatır.
Biri kurallı, güvenli ve gözetim altında olan bir yolu seçer.
Diğeri ise başına buyruk, kuralsız ve sözde özgür bir yolu…
İlk bakışta ikinci yol daha cazip görünür.
Ama hayat, sadece ilk bakıştan ibaret değildir.
Zaman geçtikçe o “özgürlük” dediğin şeyin aslında bir boşluk olduğunu fark edersin.
Bugün modern insanın en büyük çelişkisi de tam olarak budur:
Her şeye sahip… ama huzursuz.
Kalabalıkların içinde… ama yalnız.
Çünkü insan, sandığı kadar bağımsız bir varlık değildir.
Kalbi bir yere dayanmak ister.
İşte iman burada devreye girer.
İman; kısıtlamak değildir.
İman; yük yüklemek hiç değildir.
İman, aksine insanın omuzlarındaki görünmeyen ağırlıkları alır.
Çünkü inanan insan bilir ki:
Her şey kontrol altında.
Her şey bir hikmete bağlı.
Ve hiçbir şey sahipsiz değil…
İnanmayan ise farkında olmadan şu yükü taşır:
Her şeyden sorumlu olma yükü.
Her şeyi kontrol etme zorunluluğu.
Bugün kaygının, stresin ve iç boşluğun bu kadar yaygın olmasının sebebi de belki budur.
İnsan, taşıyamayacağı bir yükü sırtlanmıştır.
Oysa hakikat çok sade:
İman eden, yükünü bırakır.
İman etmeyen, bütün yükü kendi omzuna alır.
Ve şimdi herkesin kendine sorması gereken o soru:
Gerçekten özgür müsün…
Yoksa sadece sahipsiz mi?
