Bereket, İsraf ve İhsan!
Bayram haftasına yaklaştık. Sumud direnişçilerine İsrail yine saldırdı, ateş açtı. Şehit de olabilir, yaralı da. Haber de alınamıyor. Gazze komisyonu toplanamadı bile. Trump başkanlığında toplanacak Gazze komitesinden kim ne bekleyebilir ki! İslam ülkeleri hala Epstein fobisinden kurtulabilmiş değiller. Hac ve kurban mevsiminde göreceksiniz utanmadan bir de dini mesajlar verecekler. Onların ağızlarından çıkan sözlerine kulaklarınızı verirken, gözleriniz onların ayaklarında olsun. Bakın bakalım o ayaklar nereye gidiyor.
Ayette ne deniyordu bizlere “Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuştuklarında sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır; onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da çevriliyorlar!” (Münafikun 4). Bunlar “laf ile verirler aleme binlerce nizamat, bin teseyyüb bulunur hanelerinde”. Bunlar ıslah edici maskeli bozgunculardır. Geçelim bunları, Bayramlık ağızlarını açtılar, ayet, hadis, ver mehteri. Yoo yo İstanbul sözleşmesi, Lanzarote, CEDAW'dan söz edin bize DSÖ, UN WOMAN’a neden nasıl, niçin bir itirazınız yok. 5G, Chemtrails, Chabat deyince bu çevrelerden ses çıkmıyor. Ver mehteri! Sumud Filosu’na saldırıyı yine en üst seviyeden kınadılar, hem de lanetlediler. Başka ne yapabilirler ki! Bakın bu çevrelerin ve bunların. trollerinin bir anda dini mesajlar vermeye başlamaları kendilerini aklamaya yetmediği gibi bu kendileri hakkında kendi tabanlarındaki inanılırlıklarını ve ciddiyetlerini daha çok tartışma konusu yapar. Unutmayalım ki, Def-i mazarrat celbi menafiden evladır! Milletin din, ahlak, cemaat, vatan millet Sakarya, Devrim, demokrasi laflarına karınları tok. Yolsuzluk, adaletsizlik yapan ahlaksızların bir anda dinden söz etmeleri pek hayra alamet değil.
Allah (cc) ömrümüzü bereketli kılsın. Eğer Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşarsak, başkalarının uzun zamanda yaptığı bir işi biz çok daha kısa bir zamanda yapabiliriz. Başkalarının çok pahalıya yaptığı bir işi bir daha uygun fiyatla yapabiliriz.
Unutmayalım ki Allah’ın kolaylaştırdığı bir işten daha kolay bir iş yoktur. Allah’ın zorlaştırdığı bir işten de daha zor bir iş yoktur. İlk kural şu: Yaptığımız iş Allah’ın rızasına uygun mu ve rızanın şartı olan diğer şartlara sahip mi? İşi emanet edeceğimiz kişiler ehliyet ve liyakat sahibi mi? Helal kazanca mı yapılacak o iş. O iş hakkında efradına cami, ağyarına mani bir bilgi sahibi miyiz. Bilmediğimiz bir işin peşine düşmememiz gerekir. Derinliğini bilmediğimiz bir suya girmememiz gerekir. Unutmayalım ki, Allah (cc) zalim ve cahiller topluluğuna yardım etmeyecektir.
Kaynaklarınızı israf ederseniz Allah’ın yardımı size ulaşmaz. İşçinizin hakkını zamanında hak sahibine ödemezseniz de. Kazancınızın zekatını vermezseniz de, istişare ve şuraya dikkat etmezseniz de, Allah’ın yardımı size ulaşmayacağı gibi, O işlerinizi sarp dağlara sardırır, üstünüze pislik yağdırır.
Dikkat edelim, bize hayır gibi gelen işlerde şer, şer gibi gelen işlerde Allah (cc) hayır murat etmiş olabilir. Hiçbir şeyi ihtirasla istemeyelim, İhtirasla istediğimiz her şey bizim imtihanımız olur. Hiç kimse bu konularda nefsine, nefsi arzularına teslim olmamalı. Karunlaşmadan, Firavunlaşmadan, Belamlaşmadan, Nemrutlaşmadan, müstekbirleşmeden, mütrefinlerden olmadan sırat-ı müstakim üzerine bir yol izlemeliyiz. Yahudileşme ve İsevileşme temayülüne karşı dikkatli olmamız gerek. Şirkten ve masiyetten uzak durmamız şart nefsin heva ve heveslerine karşı duyarlı olmamız gerek.
Allah (cc)israf etmeyi yasaklar. İsraf (A'râf 31)’de bize şöyle buyurulur “Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için........
