menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YALNIZCA ÜRETEN DEĞİL, TASARLAYAN, YÖNETEN, MARKALAŞTIRAN VE DAĞITAN EKONOMİLER

2 0
yesterday

Eskiden ülkelerin gücü konuşulurken akla ilk gelen şey fabrikalardı. Büyük bacalar, dev üretim tesisleri, çalışan binlerce işçi ve aralıksız dönen makineler... Bir ülke ne kadar çok üretirse o kadar güçlü sayılırdı. İnsanlar da “Üreten kazanır” derdi. Bu düşünce uzun yıllar doğru kabul edildi. Ancak dünya değişti. Bugün artık yalnızca üretmek tek başına yeterli olmuyor.

Çünkü artık asıl soru şu:

“Üretilen ürünün sahibi kim?”

Daha da önemlisi:

“Kim tasarlıyor, kim yönetiyor, kim markalaştırıyor ve kim dağıtıyor?”

İşte günümüz ekonomisinin en önemli konusu burada başlıyor.

Bugün bir ürünün en büyük kazancı çoğu zaman onu fiziksel olarak üretene değil, onu düşünene, tasarlayana ve dünyaya satanlara gidiyor.

Bir cep telefonunu düşünelim.

Bir telefonun parçaları farklı ülkelerde üretilebilir. Ekranı başka ülkeden gelebilir, işlemcisi başka yerde yapılabilir, montajı başka ülkede tamamlanabilir. Ancak o ürünün tasarımını yapan, marka değerini oluşturan ve satış ağını yöneten ülke çoğu zaman daha büyük gelir elde eder.

Yani artık mesele sadece “imal etmek” değildir.

Asıl mesele ekonomik zincirin hangi halkasında yer aldığınızdır.

Eskiden bir fabrikanın kapısından çıkan ürün başarı sayılırdı. Bugün ise bir ürünün insanların zihninde bıraktığı değer daha önemli hale geldi.

Bir kahve düşünelim.

Bir çiftçi kahveyi yetiştiriyor. Bir şirket o kahveyi işliyor. Başka biri paketliyor. Bir marka onu dünyaya tanıtıyor. Başka şirketler dağıtımını yapıyor.

Sonunda insanlar kahvenin çekirdeğini değil, markasını satın alıyor.

Bazen aynı kahve birkaç farklı isim altında satılabiliyor. Fiyat farkı ise çok büyük........

© Haber Gündemim