Bu insanla şeytanın hak ile batılın mücadelesidir
Herkes önce kendine şu soruyu sormalı: Ben kimim, neden dünyaya geldim, hedefim nedir, şu an ne haldeyim, hangi medeniyetin beşiğinde doğdum, hangi bayrağın gölgesindeyim? İçinde bulunduğum toplum beni ve ait olduğum topluluğu nasıl görüyor? Diğer milletler bizim varlığımızı nasıl değerlendiriyor? Doğduğum, yaşadığım ve yer edindiğim medeniyetin dışında bir medeniyette yaşamak bana ne kazandırır, ne kaybettirir?
Hiçbir insan, kavim ya da topluluk mutlak özgürlük içinde kendi başına ayakta duramaz; tarih sahnesinden silinip gider. Her medeniyetin, her devletin, her birliğin ve hatta her ailenin en küçük halkasından en büyüğüne kadar, kendi varlığını ve bekasını devam ettirebilmek için kanunlar, kurallar ve düzen içinde yaşamak mecburiyeti vardır. Din dahil, tüm kültürel kabuller özgürce yaşanabilir; ancak hiçbir kabul diğerini zorbalık veya baskı yoluyla tahakküm altına alamaz. Bu yüzden tarihe baktığımızda, kültür ve inançlara uygulanan baskı ve dayatmalar İslam dini açısından yanlış görülmüştür. Dinin sahibi bunu ayetlerle açıkça belirtmiş, “dinde zorlama yoktur” diyerek insanın iradesine saygı göstermesini istemiştir. Ancak zulmü kendine yol edinmiş zalim ve zalimler topluluğunu ıslah etmek için yaptırımların varlığı da insanlık nizamının korunması adına zaruridir.
İnsanlık tarihi boyunca yüzlerce medeniyet kurulmuş, kavimler, aileler ve toplumlar daha düzenli ve huzurlu bir hayat sürmek adına bir medeniyet çatısı altında birleşmiş, gerektiğinde bu uğurda can vermekten çekinmemiştir. Çünkü bir insanın, ailenin ya da kavmin tek başına yaşama şansı tarih boyunca mümkün olmamıştır. Ya zulmün ortağı olmuş ya da hak sancağının altında kendi varlığını hak ve adalet uğruna korumuştur.
Şimdi asıl düşünülmesi gereken nokta şudur: Biz bağlı bulunduğumuz medeniyetin, yani yaşadığımız devletin gölgesinde fert ve toplum olarak birbirimizle nasıl bir ilişkideyiz? Bu medeniyetin içinde eğitimde, sağlıkta, istihdamda, üremede ve mülkiyet edinmede gerçekten eşit miyiz? Irkımız, kimliğimiz nedeniyle devletin kurumlarında görev almakta, en alt kademeden en üst makama çıkmakta bir engelle karşılaşıyor muyuz? Meclisinde........
