TARİHİN İÇİNDEN AKAN BİR KAVUŞMA: MURAT VE FIRAT
Bu yıl Allah’ın rahmeti boldu. Yağan kar ve yağmurlarla toprak suya doydu. Dereler, çaylar ve nehirler coşkun aktı. Başta Keban Barajı olmak üzere birçok barajın tahliye kapakları açılmak zorunda kaldı. SARIGÜL MÜKAFATI MI?
Hiç kimseyi zan altında bırakmak istemiyoruz ama Muğlaspor’un başında olduğu dönem Elazığspor’un penaltısını korktuğunu gerekçe göstererek kullanmayan bir stoperin aynı teknik direktörün talimatıyla transfer edilmesi akıllarda soru işareti oluşturuyor.
Ortaya çıkan manzara tarifsiz bir güzellik sergiliyordu. İnsan, bu eşsiz tabloyu seyrederken şu ilahî hitabı hatırlamadan edemiyordu:
“Peki, yeryüzünü yerleşmeye elverişli kılan, vadilerinden nehirler akıtan, yerde sarsılmaz dağlar yaratan... kim?” [Neml Suresi, ayet. 61]
İşte o an, cennet nehirlerinden kabul edilen Murat/Fırat ve Dicle’nin asırlara uzanan serüveni zihinde canlanıyordu.
Çünkü bazı nehirler vardır; yalnızca su taşımaz.
Hatıra taşırlar, dua taşırlar, medeniyet taşırlar.
Ve bazı nehirler vardır ki, birbirlerine doğru akarlar…
Yüzyıllar süren bir kavuşmanın sabrıyla.
Bazı nehirler ise yalnızca akmak için değil, kavuşmak için doğar.
İşte bu hikâye de Doğu Anadolu’nun göğe en yakın, en heybetli ve en çetin dağlarında başlar.
Ağrı’nın Tendürek Dağı eteklerinde, karın toprağa son kez dokunduğu; rüzgârın taşlara sır fısıldadığı yerde...
Ve Murat Nehri orada doğar.
İlk adımları çekingen, ilk sesi ürkek bir nefes gibidir.
Karlar erir, toprak uyanır, su ilk kez yol olur. İncecik bir çizgi gibi iner dağlardan. Henüz ne taşıdığını bilmez; ama taşıyacaklarının ağırlığını hisseder.
Her damlası, bin yıllık bir sabrı öğrenerek ilerler. Taşlara çarpar, yön değiştirir; bazen kaybolur, bazen yeniden doğar.
Çünkü Murat, yolunu arayan bir nehirdir.
Bingöl dağlarından süzülen nice akarsuyla beslenir. Peri,........
